Gıda Güvenilirliği konusunda gerçekler, hurafeler, otoriteler, troller.
Halk kimi dikkate alıyor, basın kimi dikkate alıyor.
Kendi çıkarı için safsata yayanlar, bunun için elinden geleni yapanlar karşısında toplum çıkarı için otorite olması gerekenler ne yapıyor?
Gıda hijyeni konusunda, gıda endüstrisi kimin tarafında? Hijyenin mi, patronların mı? Endüstriye karşı savaş, aşı ve tıp karşıtlığıyla aynı statüde mi?
Bu kısımda Anlık Normal, gıda konusunda "bilinçli tüketici" olma durumu ile, "paranoyak tüketici" olma ayrımı üzerine Doç. Dr. Fahri Yemişçioğlu’na sayfalarını açıyor.
Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Yaş İşleme ve Mühendisliği Bilim Dalı Başkanı olan Yemişçioğlu, canlı yayında da bir araya geldiği Musa Özsoy ve yönettiği "Gıda Dedektifi" ve "Denetle" hesapları üzerinden son dönemde öne çıkan bu fenomeni irdeliyor.
"Bilinçli tüketici" olma durumu hepimiz için gerekli olan bir durum, ancak bunun için belirli konularda belirli uzmanların kararlarına güvenme "bilincine" erişmiş olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Yani adı ilk defa duyduğu "Formaldehit" kelimesinden "öcü" gibi korkan bir tüketici kitlesi yaratmamalı bu akım. Veya endüstri deyince nefretle bakan, reklamlara kandırmaca diye inanmayan bir tüketici kitlesi yaratmaya çalışmak ve bunu popülerleştirme çabası, toplumu bu anlamda radikalleştirmeye doğru gidecektir.
Bu konuyu irdelememize sebep olan konulardan biri Pandemi sürecinde Tıp dünyası ile yaşadığımız nedamet getirme durumu. Gıda konusunda da bir kıtlık yaşadığımızda endüstri ve Gıda mühendislerinden özür dileyen ve medet uman bir duruma gelmek istemiyoruz. Oluşmaya başlayan "paranoyak tüketici" kitlesinin genişlemesi durumunda sizlerin de bize medet olacağınız bir endüstri kalmayacak.
Konuya uzman görüşü ile yaklaşan Doç. Dr. Fahri Yemişçioğlu detaylı incelemesinin sonunda net bir tanımlama yapıyor;
Tüketici paranoyası sağlığa zarar verir
Gıda üzerinde; hatalı konumlandırılmış kavramlar üzerinden yoğun tartışmanın esas odak olan bilinçli tüketiciyi oluşturmak hedefi şöyle dursun garip bir paranoyaya yönlendirdiği açıkça görülmektedir.
Pedagojide, bebeklik ve çocukluk döneminde ebeveynler tarafından hatalı şekilde uygulanan aşırı korumacılığın ve panik seviyesinde yaklaşımlarla bezeli sürecin, ergenlik ve sonrasında paranoyak davranış bozukluklarına sebep olması gibi; bilinçlendirme adına sürdürülen ve fakat kavram kargaşası ile bilinçsizce yürütülen tartışma; neyi yemesi neyi yememesi gerektiği konusunda kafası giderek karışan bir tüketici oluşturma riski barındırmaktadır.
Kategori: GenelTarih: 29 Temmuz 2020, Çarşamba