YENİ MEDYA VE POPÜLİST SİYASET: SEÇMEN DAVRANIŞLARINDA DÖNÜŞÜM

YENİ MEDYA VE POPÜLİST SİYASET: SEÇMEN DAVRANIŞLARINDA DÖNÜŞÜM

Modern siyaset pazarlaması, seçmen ve siyasetçi arasındaki ilişkiyi köklü bir şekilde dönüştürmüştür. Geçmişte, siyasetin aktörleri genellikle tek yönlü bir iletişimle kitleleri etkilemeye çalışırken, günümüzde sosyal medyanın etkisiyle bu ilişki çift yönlü bir hal almıştır. Artık seçmenler yalnızca içerik tüketicisi değil, aynı zamanda içerik üreticisi ve yorumlayıcısı haline gelmiştir. Bu dönüşüm, siyaset ve seçmen arasındaki sınırları bulanıklaştırarak, "Seçmen mi siyaseti belirler, siyaset mi seçmeni?" sorusunu daha karmaşık hale getirmiştir.

Trump’ın başkanlık kampanyasında sosyal medyayı kullanma şekli, bu yeni dönemin en çarpıcı örneklerinden biridir. Sosyal medyada seçmenlerin sesini dinleyerek ve onları ekonomik kaygılar üzerinden hedef alarak, seçim stratejisini inşa etmiştir. Kamala Harris’in kampanyası ise daha geleneksel bir iletişim tarzını benimsemiş ve bu, seçmenle olan bağını zayıflatmıştır. Ayrıca, Elon Musk gibi dijital medya figürlerinin etkisi, siyasetin yeni biçimlerini daha da güçlendirmiştir.

Sosyal medyanın yalnızca bilgi yaymakla kalmadığı, toplulukları şekillendiren güçlü bir araç haline geldiği bu süreçte, siyasetin de giderek daha popülist ve dijital odaklı bir karakter kazandığı görülmektedir. Bu yeni siyaset biçimi, semboller ve görseller üzerinden yapılan pazarlama stratejileriyle desteklenmekte, seçim süreçlerinin daha fazla katılım ve daha fazla etkileşimle şekillendiği bir döneme girilmektedir.

Sonuç olarak bu yeni dönemde artık "ürün kötüydü, talep olmadı" açıklaması geçerliliğini yitiriyor. Çünkü günümüz siyasetinde "umut satılır, ürün değil" gerçeği öne çıkıyor.

Prof. Dr. Yavuz Odabaşı'nın, siyaset ve seçmen ilişkisinin dönüşümünü ele aldığı yazısını Anlık Normal'in yeni sayısında okuyabilirsiniz.

Keyifli okumalar.

Kategori: GenelTarih: 05 Aralık 2024, Perşembe