10. Sayı / 4. Kısım
OYUN, DİJİTAL OYUNLAR, OYUN BAĞIMLILIĞI
Pandemide neler oldu? Nereye gidiyoruz? Nasıl durdururuz?
Yazan: Doç. Dr. Yavuz Samur / Bahçeşehir Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü
Pandemi süreciyle birlikte ister istemez ekran süreleri arttı ve oyun oynama sürelerinde artış gözlemlendi. Çocuğuyla evde kaliteli vakit geçiremeyen ebeveynler çocuklarının ekran karşısında daha fazla vakit geçirmesine müsaade etti. Bu durumun olumlu ya da olumsuz sonuçlarını ilerleyen zamanlarda hep birlikte göreceğiz.
- Bu kadar oyunu kim oynuyor?
- Zamanı daha çok olanlar ve buna azıcık bile olsa zaman ayırabilenler.
Ülkemizde de en çok yatırım alan sektör olan oyun sektörünün amacı da tabi ki insanların daha çok oyun oynamalarını sağlamak. Yine tabi ki insanların bu oyunlara daha çok para yatırmalarını sağlamak ve ürettikleri oyunlardan daha çok para kazanmak.
Sayısı artık milyonları hatta milyarları bulan bu kadar oyunu kim oynuyor? Cevabın içinde, zamanı daha çok olanlar ve buna azıcık bile olsa zaman ayırabilenler var. Bu noktada da en çok maruz kalanlar gençler ve çocuklar oluyor.
Yetişkinler olarak bizler bile tüm bu oyun ve uygulamalara, video sitelerine, sosyal medya içeriklerine, dizilere karşı koyamıyorken ve ekran süremiz sürekli olarak artıyorken, yapacak etkinlik sunamadığımız çocukların ekranlardan uzaklaşmalarını beklememiz bana çok mantıklı gelmiyor.
Ne yapacak ki çocuk?
Yapacak başka bir şey olmadığında mecburen ekranlara koşacak.
Bu noktada özellikle pandemideki belirsizlik ve sıkılma buna en çok neden olan durumların başında geliyor. Evde kalma süresi arttıkça evde kalırken vakit geçirmek için en çok başvurulan yer ekranlar oluyor. Pandemi sürecinden önce oyun bağımlılıklarını yenmiş olanlar bile, pandemi sürecinde önce oyun videoları izlemeye, sonrasında da dayanamayarak oyunları oynamaya başladı ve kurtuldukları bağımlılığa tekrar geri dönüş yaptılar.
Ne olacaktı ki?
Oyunlar çocuklara çok eğlenceli geliyor.
Oyunlar çok keyifli zaman geçirme etkinliği olarak görülüyor.
Oyunlar sürekli çocuklara haz veriyor.
Çocuklar sürekli haz arayışı içerisine giriyor ve dolayısıyla bağımlı hale gelmeye başlıyorlar.
Tek bir atari kaseti alıp (3 in 1) içindeki 3 oyunu döndüre döndüre oynayan bir nesilden, hiçbir yere gitmeden oturduğu yerden milyonlarca oyuna ücretsiz bir şekilde erişebilen bir nesile.
Okullar açıldığında ise gündüz dersi olan çocuklar ders aralarında bile ya oyun oynamak istiyor ya da oynadığı/oynayamadığı oyunları takip ediyor. Dolayısıyla mümkün olduğunca yeni oyunlar indiriyor ve sürekli yeni oyunlar deniyor. Bir de kendinizi düşünün, küçükken tek bir atari kaseti alıp (3 in 1) içindeki 3 oyunu döndüre döndüre oynayan bir nesilden, hiçbir yere gitmeden oturduğu yerden milyonlarca oyuna ücretsiz bir şekilde erişebilen bir nesile.
Bu cihazlar da o kadar onlar için elverişli ve güçlü ki, o nedenle tabletler ve artık telefonlar en çok oyun oynanan platformlar arasında yer alıyor.
Tam bu noktada elbette bizim kontrol edemeyeceğimiz ve savaşamayacağımız oyun endüstrisine karşı, evimizde çocuklarımızın oyun bağımlısı olmamalarını sağlamak adına alabileceğimiz aksiyonlar tabi ki var. Bunlara geçmeden önce hazır oyun bağımlılığından bahsetmişken, oyun bağımlılığının bazı önemli faktörlerini sizler için derledim.
Aşağıda saydığım maddeler sadece oyun bağımlılığı ile ilgili de değil aslında, baktığınızda oyun kelimesini çıkartıp yerine ekran koyun ya da sosyal medya koyun, yine aynı görevi görecektir.
Bu sorulara evet cevabını veriyorsanız, o zaman bağımlılıktan bahsedebiliriz.
- Kişi kendisine sınır koysa da kendisine sınır konulsa da daha fazla oynamak istiyor, ya da hedeflediğinden daha fazla oynuyorsa,
- Uykusunu oyun yüzünden geciktiriyorsa ve daha az uyuyorsa,
- Kendisi ile ilgili sorumluluklarını, yapması gerekenleri oyunlar yüzünden aksatıyorsa (yeme, içme, temizlik, spor, ödev gibi)
- Ne zaman bir boşluğu olduğunda hemen oyunlara gidiyorsa,
- Oyunu silip silip, oyundan vazgeçip tekrar yine de yüklüyorsa,
- Oynadığı oyunla ilgili hayal kuruyor ya da gelecekte oynayacağı oyunlarla ilgili planlar yapıyorsa,
- Dersini oyun oynamak için ekiyorsa,
- Daha önce sahip olduğu hobisini oyunlardan dolayı artık yapmıyorsa, o iş artık ona yeterince ilgi çekici gelmiyorsa,
- İnsanlarla olan etkileşimi oyunlardan dolayı azaldıysa,
- Oyundan uzak kaldığında kendini kötü hissediyorsa,
- Kendini kötü hissettiğinde oyun oynayarak kendini rahatlatıyorsa,
- Biri oyun oynamasına engel olduğunda sinirleniyorsa,
- Çok oyun oynadıktan sonra kendini kötü hissediyorsa ya da pişmanlık duyuyorsa,
- Oynadığı oyunla ilgili ya da süresiyle ilgili yalan söylüyorsa,
- Oyun oynamayı durdurmaya çalışıyor ama durduramıyorsa,
- Oyun oynarken suçluluk ya da pişmanlık hissediyorsa,
- Arkadaşlarını sürekli oyun oynamaya itiyorsa,
- Bir yere giderken (yolculuk, misafirlik, alışveriş gibi) yanına mutlaka oyun cihazını almak istiyorsa,
- Oyuna harcadığı paradan dolayı pişmanlık duyuyorsa,
- Arkadaşlarının çoğunluğu da onun gibi oyuncuysa,
- Oyun sohbetleri en çok sevdiği sohbet konusuysa,
- Daha çok oyunla ilgili videolar, haberler ilgisini çekiyorsa,
- Ondan daha iyi oynayan oyuncuları kıskanıyorsa,
- Oyundaki bir karakter gibi olmak istiyorsa,
- Oyun haricinde yaptığı şeyler ona sıkıcı geliyorsa,
- Çok oyun oynadığı için kilosu artıyor, vücudunda ağrı hissediyorsa,
- Etrafındaki insanlar çok oyun oynadığı için endişeleniyorsa,
Peki nasıl çözebiliriz?
Öncelikle evin içinde bazı kurallar oluşturmamız gerekiyor.
Buradaki önemli kurallardan biri günlük toplam ekran süresini azaltmak. Yaptığımız araştırmada oyun bağımlılığı yüksek çıkan ortaokul çocuklarının haftada 3 filmden daha çok film izlediği ve genelde gece daha geç yattıkları ortaya çıktı. Dolayısıyla toplam ekran süresini sınırlamak en öncelikli konulardan biri olmalıdır.
Tükettiğimiz içerikler de bizim davranışlarımızı belirler, hayatımızda önemli bir yeri vardır.
En temelde her şeyin bir sınırı olmalı. Nasıl ki sürekli ders çalışamıyorsak, nasıl ki sürekli kitap okuyamıyorsak, nasıl ki sürekli yemek yiyemiyorsak, sürekli ekran karşısında da vakit geçiremeyiz, sürekli oyun oynayamayız. Hayat denge üzerine kuruludur. Yemek yerken bile sürekli karbonhidrat içeren yiyecekleri tercih etmek de, sürekli protein almak da vücudumuz için zararlıdır. Tükettiğimiz içerikler de bizim davranışlarımızı belirler, hayatımızda önemli bir yeri vardır. Benzer şekilde izlediğimiz filmlerin de, takip ettiğimiz kişilerin de, oynadığımız oyunların da bizim üzerimizde etkisi vardır. Bu nedenle sınırlı süre ve yaşımıza uygun olan oyunları oynamak en önemli iki tavsiyemdir.
Fazlası, yapması gereken diğer işleri yapamaması, yerine getirmesi gereken diğer sorumlulukları yerine getirememesi, geliştirmesi gereken bir becerisini geliştirememesi anlamına gelebilir.
Süre bakımından sınır nedir?
Günlük ekran süresi olarak maksimum ekran karşısında vakit geçirebileceğimiz süreler pediatri dernekleri tarafından belirlenmiş ve okul öncesi için (2-5 yaş) 1 saat olarak belirlenmiş, ilkokul için 1.5-2 saat, ortaokul için 2 saat (maksimum 3 saat) ve lise için haftalık/aylık belirli bir kota olacak şekilde belirlenmiştir.
Buradaki amaç, ekran süresinin sınırsız bir şey olmadığını vurgulamak ve çocukların kendilerine sınır koyabilmelerini sağlamaktır. Elbette oyunlar oynayacaklar, ekran karşısında vakit geçirecekler ancak bunun belli bir süre sınırı olmalıdır. Bu sürelerden fazlası zararlıdır çünkü bu sürelerden fazlası yapması gereken diğer işleri yapamaması, yerine getirmesi gereken diğer sorumlulukları yerine getirememesi, geliştirmesi gereken bir becerisini geliştirememesi anlamına gelebilir.
Bir diğer nokta da oynadığı oyunların içeriğine bakmak ve özellikle oyunların yaş sınırlarına bakmaktır. Her oyunun üzerinde yaş sınırları vardır ve bir ebeveynin öncelikle çocuğuna oyun indirirken ya da oyun oynamasına izin verirken en kötü ihtimalle yaş sınırına bakması ve ona göre oynamasına izin vermesi gerekir. Aksi halde yaşına uygun olmayan oyunlar oynayan çocukların daha agresif davrandıkları, uygun olmayan içerikler ve kötü sözler öğrendikleri, daha sinirli oldukları, oynadıkları oyunlardan etkilenip daha çok korktukları yapılan çalışmalarda ortaya çıkmaktadır.
Son olarak;
Çocuk oyun oynasın diye,
Oyuncu sandalyesi,
Oyuncu klavyesi,
Oyuncu faresi,
Oyuncu bilgisayarı alan anne baba sonra da “çocuğum çok oyun oynuyor” diye dert yanıyor.
Evdeki ekran sayısı arttıkça ve özellikle “oyuncu” bilmem nesi diye aldığımız nesnelerin sayısı arttıkça, çocuğun daha az oyun oynayacağını düşünmek ile rüya görmek arasında pek de bir fark yok gibi. O nedenle evdeki düzenlemeler de benzer şekilde ebeveynlerin sorumluluğunda.
“Geçen gün ben şunu yaptım ve çok güzeldi, demek ki ben sadece oyunlardan mutlu olmuyormuşum, beni başka şeyler de mutlu ediyormuş”
Son sözüm ise, çocuğunuzun oyun bağımlılığına doğru gittiğini görüyor ve gözlemliyorsanız, çocuğunuzun oynadığı oyunlardan daha çok haz verecek etkinlikleri çocuğunuza sunmalısınız. Aksi halde çocuğunuz hazzı hep oyunlarda arayacak ve o döngüden çıkamayacaktır. Öyle etkinlikler olmalı ki bunlar çocuğunuza şunu dedirtebilmelidir; “Geçen gün ben şunu yaptım ve çok güzeldi, demek ki ben sadece oyunlardan mutlu olmuyormuşum, beni başka şeyler de mutlu ediyormuş” On bu cümleyi düşündürebilirseniz, o zaman bağımlılıktan kurtuluş yolu için bir umut ışığı yanmaya başlamış demektir.
Hepinize kolaylıklar dilerim.
Yazan: Doç. Dr. Yavuz Samur / Bahçeşehir Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
SANATTAN NE HABER?
VİVALDİ’NİN “DÖRT MEVSİM”İNE DÖRT KEMAN
İş Sanat ve Milli Reasürans iş birliğinde gerçekleşen Milli Reasürans Oda Orkestrası’nın konseri dünyada bir ilke imza atıyor. Batuhan Uzgören’in şef, keman sanatçısı Can Özhan’ın solist olduğu konserde, İtalyan besteci Antonio Vivaldi’nin ölümsüz eseri Dört Mevsim Keman Konçertosu, keman yapımcısı Ecevit Tunalı tarafından her mevsim için özel olarak tasarlanan dört farklı kemanla ses buluyor. Her konçertonun ses rengine ve karakterine uygun olarak tasarlanan bu kemanlar ilk kez bu konserin İş Kuleleri konser salonundaki seyircisiz kaydında çalındı. İş Sanat’ın YouTube kanalı ve internet sitesinden izleyebilirsiniz.
SİNEMA & PSİKİYATRİ SEMİNERİ NİSAN PROGRAMI
Akbank Sanat ve Psikesinema & Psikeart işbirliğiyle düzenlenen “Sinema ve Mitoloji” temalı etkinlik dizisi “İnsanlar Mitlere Neden İhtiyaç Duyar?”, “Eurides: ‘Kadının İyisi Kadar İyi Bir Başka Yaratık Olamaz.’ ”, “Jung ve Sinema” , “Mitlerin Ortak Özelliği: Yaratılış”, “Türk Filmleri ve Mitolojik Öğeler” alt başlıklarından oluşuyor. Belirlenen başlıklar kapsamında seçilen filmler yönetmen, yazar, oyuncu ve psikiytatristlerin katıldıkları tartışma bölümleriyle Akbank Sanat Youtube kanalında* gerçekleşecek.
“ULUSAL ÇOCUK BESTECİLER BULUŞMASI” BAŞVURULARI BAŞLADI.
İBB, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 101. yılında “Ulusal Çocuk Besteciler Buluşması”nın ikincisini gerçekleştiriyor. Müzikle ilgilenen çocukların yaratıcılığını geliştirmeyi ve beste yapmalarını teşvik etmeyi amaçlayan yarışmaya başvurular 12 Nisan’da sona eriyor. Bestecilik atölyesine katılım hakkı kazananların 15 Nisan’da açıklanacağı yarışmanın finali, çevrimiçi olarak 23 Nisan’da düzenlenecek.
BORUSAN CONTEMPORARY’DEN “SINIR TANIMAYAN” BİR SERGİ DENEYİMİ: DÜŞ SUDA
Borusan Contemporary, Yeni Medya’nın gücüyle sınırları aşan Düş Suda başlıklı yeni koleksiyon sergisinde güncel sanat sahnesinin uluslararası temsilcilerini bir araya getiriyor. 7 Nisan’da açılacak sergi, AR ve VR teknolojilerini izleyici deneyimine dahil eden kurgusu ve kamusal alana yayılan seçkisiyle sanatseverlere özel bir deneyim yaşatmaya hazırlanıyor. Avrupa Yakası’nın Boğaz hattında belirlenen rotada Artırılmış Gerçeklik (AR) teknolojisiyle desteklenen Düş Suda Sergi Rotası mobil uygulaması aracılığıyla, sanatseverlere güncel sanatın önemli eserlerini üç boyutlu izleme şansı tanıyor.