16. Sayı / 1. Kısım
ÇİP KRİZİNİN ARDINDA YATAN GERÇEKLER
Çip krizinin sebepleri ve sunulan çözümler neler? Tahminlere göre ne zaman sonuç verecek?
Hedef Filo Operasyon Direktörü İlker Mermertaş yazdı.
ÇİP KRİZİNİN ARDINDA YATAN GERÇEKLER VE ÇÖZÜME YÖNELİK SON GELİŞMELER
Çip krizinin arka planında sadece pandemi değil, üretimi olumsuz etkileyen birbirinden bağımsız başka büyük nedenler de bulunuyor. Peki, bu alanda sunulan çözümler neler? Ve tahminlere göre ne zaman sonuç verecek?
Yazan: Hedef Filo Operasyon Direktörü İlker Mermertaş
Silisyum bir taban üzerine konumlandırılmış transistörlerin, dünya ekonomisini önemli ölçüde olumsuz etkileyeceğini yakın zamana kadar tahmin edebilir miydiniz? Açıkçası böyle bir öngörü, çok değil; bundan sadece iki yıl öncesinde dahi ortaya atılmış olsaydı muhtemelen pek ciddiye alınmazdı. Ancak mevcut durum maalesef ki bunun tam aksi bir tablo ortaya koyuyor!
Silisyum ham maddeli çiplerin üretiminde yaşanan çok bileşenli tedarik sorunları, günümüzde teknolojiye bağlı sektörlerin tamamını ciddi boyutta olumsuz etkiledi ve etkilemeye de devam ediyor. Bazı senaryolarda çip krizinin 2022’nin ilk yarısından sonra çözüleceği ifade edilirken, pek çoğunda ise söz konusu sorunun ancak 2023 yılı içerisinde atlatılabileceği düşünülüyor. Ben de bu yazımda, çip krizinin nedenleri ve otomotiv sektöründeki yansımaları ile birlikte, bu alanda hayata geçirilmesi planlanan çözüm yollarını sizlerle detaylı bir şekilde paylaşmaya çalışacağım.
2020 yılının ilk çeyreğinde dünyada bir çip krizinin yaşanma olasılığı söz konusu bile değildi.
Çip Krizini Başlatan İlk Domino Taşı Neydi?
Konunun girizgahında, çip krizine yönelik tüm gelişmelerin son iki yıllık süreç içerisinde gerçekleştiğine (açıkça olmasa da) dikkat çektiğimi fark etmişsinizdir. Evet, başlangıcı 2020 yılının ilk çeyreğine tekabül eden söz konusu süreçte, dünyada bir çip krizinin yaşanma olasılığı söz konusu bile değildi. Nitekim o zamanlar, dünya genelinde pandemiden başka hemen hiçbir şey konuşulmuyordu. İşte, çip krizine kaynaklık eden sebep de aslında pandeminin bizzat kendisi oldu.
Otomobil üreticilerinin, pandemi başında önlem amacıyla üretimlerini neredeyse tamamen durdurduğunu hatırlarsınız. Dünya genelinde bu denli büyük hacme sahip olan bir iş alanında duraklama yaşanmış olması, haliyle otomobil üretimi için gerekli teknolojilere olan arzın da azalmasına yol açtı. Dolayısıyla çip üreticileri de ürün satışlarını artık otomotivden ziyade, tüketici elektroniği başta olmak üzere diğer sektörlere kanalize etti. Çünkü diğer yandan -yine pandemi ile birlikte- kişisel bilgisayarlar, tabletler, sunucular ve kablolu/kablosuz iletişim ekipmanlarına yönelik tüketici talepleri önemli ölçüde arttı.
Çip üreticileri de ürün satışlarını artık otomotivden ziyade, tüketici elektroniği başta olmak üzere diğer sektörlere kanalize etti.
Tüm bu gelişmelerin neticesinde, otomotiv sektörü aynı yıl son hızla üretime geri dönmeye karar verince, çip bulmakta bir hayli zorluk yaşadı. Bu noktada akıllara gelen ilk soru da şu oluyor: Peki, dünya genelinde buna rağmen yeterli sayıda çip üretilemez miydi? Kesinlikle üretilebilirdi. Ancak olayın arka planında sadece pandemi değil, çip üretimini olumsuz etkileyen birbirinden bağımsız başka büyük nedenler de vardı.
Çip Krizini Başka Hangi Nedenler Tetikledi?
Pandemi yetmezmiş gibi 2020 yılı içerisinde yaşanan doğal afetler de çip üreticilerinin yakasını bırakmadı. Sektördeki üç büyüklerden biri olan Taiwan Semiconductor Manufacturing Company (TSMC) firması, tesis bölgesinde yaşanan kuraklık nedeniyle üretimini önemli ölçüde azaltmak zorunda kaldı.
Kuraklık ile çipin ilgisi nedir diye soracak olursanız da yanıtı, saf suyun çip üretiminde en büyük ihtiyaçlardan biri olması. TSMC fabrikaya tankerler ile su taşıyarak üretim yapmaya çalışmış olsa da bu durum, firmanın üretim hacminde kayda değer bir düşüşe yol açtı. Benzer şekilde, Japonya’daki çip üreticisi Renasas Electronics’in tesislerinde çıkan büyük çaplı yangın da tedariği etkileyen nedenlerden biri oldu.
Çin’de yaşanan kuraklıktan dolayı HES’lerdeki enerji üretimi bir hayli düşünce silisyum üretim hacminde de ciddi kayıplar yaşandı.
Bilenler için, afetin asıl büyüğünden henüz bahsetmedim değil mi? Şöyle ki dünyanın en büyük silisyum üreticisi Çin olduğu için hemen hemen tüm büyük çip üreticileri bu elementi Çin’den ithal ediyor. Ülkedeki silisyum madenlerinde ana enerji kaynağı olarak ise hidroelektrik santraller (HES) kullanılıyor. Yine mi kuraklık, diyebilirsiniz. Ancak maalesef öyle… Ülkedeki kuraklıktan dolayı HES’lerdeki enerji üretimi bir hayli düşünce, doğal olarak silisyum üretim hacminde de ciddi kayıplar yaşandı.
Bir çip fabrikasının kurulması 5 ila 15 milyar dolar arası bir maliyet gerektirmekle birlikte üretime hazır hale gelmesi yıllar sürebiliyor.
Mevcut Sorunlara Karşı Çip Üretimini Artırmak için Neler Yapılabilir?
Silisyumun doğada oksijenden sonra en çok bulunan element olduğu biliniyor. Bunun, çip üreticileri için Çin’den başka ülkelerden ithalat yapma konusunda büyük bir umut ışığı yaktığı doğru. Nitekim dünyada Çin’den sonra sırasıyla Rusya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Norveç, Fransa ve Brezilya’da da işlenmekte olan ciddi bir rezerv bulunuyor. Ancak konu ne yazık ki sadece yeterli miktarda silisyum tedarik etmekle sınırlı değil.
Asıl iş, yeni fabrikaları hızlı bir şekilde faaliyete geçirip işletmekte. Zira bu alandaki esas zorlukları, çip üretimi için yeni fabrika kurulumunun çok yüksek maliyetli olması ve ileri teknoloji ile derinlemesine bilgi birikimi gerektirmesi gibi konular oluşturuyor.
Bir çip fabrikasının kurulması 5 ila 15 milyar dolar arası bir maliyet gerektirmekle birlikte, üretime hazır hale gelmesi yıllar sürebiliyor. Çünkü çipler son derece karmaşık işlemlerden geçirilerek üretildiği ve hassas materyaller oldukları için üretim alanındaki tüm koşulların uygun olması gerekiyor. Aksi takdirde üretilen pullar, tek bir hatada tümüyle kullanılamaz hale gelebiliyor.
Tüm koşullar derken, aslında tek bir toz zerreciği bile buna dahil. Çünkü çip üzerinde yer alan transistörler mikroorganizma boyutunda oldukları için en ufak toz teması dahi geri dönülemez zararlara yol açabiliyor. Bir çipin yaklaşık üç ayda üretildiği de düşünüldüğünde bu, yatırımcılar için göze alınması pek kolay olmayan bir durum. Öte yandan piyasadaki rekabet de çok fazla ve hatta acımasız denilebilecek ölçüde çekişmeli ilerliyor.
Çip üretiminde ham madde üretimi ve tedarik aksaklıklarından kaynaklanan sorunlar teknoloji ürünlerinin üretimini olumsuz etkiliyor. Otomotiv sektörü ise bu iş kolları arasında hiç şüphesiz ilk sırada yer alıyor.
Peki, Çipler Teknoloji Ürünlerinde Tam Olarak Nasıl Bir Rol Oynuyor?
Özellikle 2000 yılı sonrasında milyar dolarlık pek çok yatırımın yapıldığı çip teknolojisi, daha önce de değindiğim üzere otomotivden tüketici elektroniğine kadar hayatımızı kökten etkileyen pek çok alanda kullanılıyor. Bu nedenle dünya genelinde halihazırda yıllık yaklaşık 1 trilyon çip üretiliyor. Bu da yine yaklaşık olarak, küresel çapta her yıl kişi başına 128 adet çipe denk düşüyor. Uzun sözün kısası; varlığını fark etmesek de çipler, içerisinde bulunduğumuz bilgi çağında hayatımızın işte bu kadar içinde…
Çip üretiminde ham madde üretimi ve dolayısıyla tedarik aksaklıklarından kaynaklanan sorunlar akıllı telefonlar, ev aletleri ve bilumum teknoloji ürününün üretimini de olumsuz etkiliyor. Otomotiv sektörü ise bu iş kolları arasında hiç şüphesiz ilk sırada yer alıyor. Çünkü mevcut durumda piyasadaki her bir araç modeli için ortalama bin adet çipe ihtiyaç duyuluyor. Üstelik bu sayı, tam teknolojik donanımlı yeni nesil araçlarda çok daha fazla olabiliyor.
Volkswagen’in sadece Güney Almanya’da bulunan Wolfsburg fabrikasında, toplam üretimin 1950’li yıllarda çıkarılan yıllık adetler ile eş değer olarak gerçekleştiği biliniyor. Yani, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem ile aynı sayıda…
Çip Krizi Geçen Yıldan Bu Yana Otomotiv Sektörünü Nasıl Etkiledi?
Yarı iletken olarak da adlandırılan çipler, otomobillerin temel komponentlerinden sürücü destek sistemlerine kadar pek çok bileşeni için temel ihtiyaç konumunda. Çip krizi ise geçen yıldan bu yana, çıkarılması planlanan yeni modellerle birlikte pek çok mevcut modelin de seri olarak üretilememesine yol açtı. Net bir rakam belirtmek gerekirse bu durum, sadece 2021 yılı içerisinde araç üretim adedinin dünya genelinde 10,3 milyon daha az sayıda gerçekleşmesiyle sonuçlandı.
Çip krizinden sadece belli başlı firmalar değil, sektörde söz sahibi olan en büyük otomotiv üreticileri dahil fazlasıyla olumsuz etkilendi. Örneğin; Volkswagen’in sadece Güney Almanya’da bulunan Wolfsburg fabrikasında, toplam üretimin 1950’li yıllarda çıkarılan yıllık adetler ile eş değer olarak gerçekleştiği biliniyor. Yani, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem ile aynı sayıda…
Açıklanan bilgilere göre; çip krizinin sonuçlarından en fazla olumsuz etkilenen firma ise Ford oldu. Dev firma, çip krizi nedeniyle ABD, Meksika ve Kanada olmak üzere üç ülkede bulunan sekiz fabrikasındaki üretimi tamamıyla durduracağını veya ciddi oranda azaltacağını açıkladı. Kimi üreticiler ise yeni modellere ağırlık vermek yerine daha eski modellerinin üretimine yöneleceğinin işaretlerini verdi. Tüm bunlar, otomotiv sektöründe geleceğin teknolojilerini umduğumuzdan daha geç görebileceğimiz konusunda bizi açıkça uyarıyor.
Otomotiv üretim hacminin 2022 yılının son çeyreğinde, 2019’un aynı dönemi ile eşit seviyeye geleceğine yönelik tahminler bulunuyor.
Otomotiv Sektöründe Çip Krizine İlişkin 2022 Öngörüleri Neler?
Diğer yandan çip üreticileri, krizin etkileri geçen yıl hissedilmeye başlar başlamaz mevcut üretimlerini artırmak ve talebi karşılamak için bazı atılımlar da gerçekleştirmedi değil. Hatta bu sayede global otomotiv analiz firması LMC Automotive tarafından, krizin küresel otomobil üretimini bu yıl geçen seneye kıyasla iki kat daha az etkileyeceği öngörülüyor. Çünkü bozulan talep dengesi, otomotiv sektörünün iş başı yapmasıyla beraber güçlü iş birliklerine atılması sayesinde yavaş yavaş yerli yerine oturmaya başlıyor. Tabii bu konuda biraz daha zamana ihtiyaç olduğu kesin.
Otomotiv üretim hacminin 2022 yılının son çeyreğinde, 2019’un aynı dönemi ile eşit seviyeye geleceğine yönelik tahminler bulunuyor.
Analiz firması, yayımladığı raporda araç üretiminin bu yıl için planlanana göre sadece ortalama 4,8 milyon araç düşeceğini söyleyerek bunu çok daha net rakamlarla ortaya koyuyor. Aynı raporda, çip kıtlığının etkilerinin 2022’nin üçüncü çeyreğinde toparlanacağına; hatta otomotiv üretim hacminin 2019’un aynı dönemi ile eşit seviyeye geleceğine yönelik tahminler de bulunuyor.
Rapordaki en umut verici kısım ise yılın son çeyreğine yönelik tahminler. Buna göre 2022’nin son çeyreğindeki toplam üretim, 2019’un aynı dönemine kıyasla yüzde 4 oranında artacak. 2023’te ise dünyadaki otomobil üretimi, 2019’un geneline nazaran yaklaşık yüzde 5’lik bir artışla 93 milyona dek ulaşacak. Fakat bu noktada muhtemelen hesaba katılmayan, sorun keşke çip kriziyle sınırlı kalsaydı dedirtecek bazı olumsuz beklentiler de söz konusu. Alüminyum krizi de bunlardan biri. Fakat hem gündem hem de yazımızın konusu olmadığı için bu konuyu bu satırlarda detaylandırmamak sanıyorum daha uygun olacak.
Çip krizini -öngörüldüğü gibi- 2022 yılının sonlarına doğru çözmesi hepimizin ortak beklentisi…
Ülkeler Çip Krizine Yönelik Ne Gibi Önlemler Aldı?
Yazının başından beri çip krizine yönelik aşılması güç zorlukları ön plana çıkarmış olsam da tüm bu olumsuzluklara karşı iyi gelişmelerin yaşandığını da belirtmeliyim. Gerçi bunlar yine de kısa vadede sonuç verebilecek atılımlar gibi görünmüyor fakat gelecekte aynı sorunu yaşamamak adına kayda değer gelişmeler oldukları kesin. Bunlar arasında en fazla öne çıkan ise şüphesiz, sektöre yönelik dev yatırım planlarının şirketlerden çok bir bir hükümetler tarafından açıklanıyor olması.
Örneğin; Kore, çip endüstrisine önümüzdeki 10 yıl içerisinde 450 milyar dolar, Tayvan ise 100 milyar dolar ek yatırım yapmayı planladığını açıkladı. ABD’de de çip üretimi için 52 milyar dolarlık bir fon ayrılması teklifi yakın zamanda senatodan geçirildi. Avrupa Birliği ülkelerinin planı ise her zamanki gibi yine oldukça iddialı. Birlik, çip endüstrisine yapılacak yatırımların kamu destekleriyle arkasında durulacağını açıklayarak dünyadaki toplam çip üretiminin yüzde 20’sini kendi bünyesinde gerçekleştirmeyi ve bu alanda uçtan uca güçlü tedarik zincirleri kurmayı hedef edindi.
Tabii dünyanın yükselen devi Çin’in de bu alandaki büyük planlarından söz etmemek olmaz. Ülke, geçen yıl açıkladığı 14’üncü Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda çip konusunda bağımsız olma konusuna öncelik vereceğinin işaretlerini verdi. Ülkedeki ham madde rezervi ve yapılan teknolojik yatırımların son yıllardaki payı da düşünüldüğünde, Çin’in bu konuda ipleri bir nebze eline alabileceği ve rekabeti kızıştıracağı kolayca tahmin edilebiliyor.
Yine de bunlar uzun vadeli planlar oldukları için mevcut duruma etkisinin de zamana yayılacağını tahmin etmek güç değil. Ancak kısa vadeli atılımların, çip krizini -öngörüldüğü gibi- 2022 yılının sonlarına doğru çözmesi hepimizin ortak beklentisi…