17. Sayı / 2. Kısım
ÇİZGİ FİLM VE DİZİLERDEKİ KADIN PROTOTİPLERİ,
KIZ ÇOCUKLARININ GELECEĞİNİ NEGATİF YÖNDE ETKİLİYOR!
Yazan: Esra Baykal
“Anneleri Anlayan Marka Olmak” kitabının yazarı Esra Baykal,
İşleyen bir demokrasi, cinsiyet eşitliğini gerektirir ve medyanın bu amaca katkıda bulunmak için çok daha iyisini yapması gerekir. Medya, içerik üretiminde klişelere meydan okuma gücüne ve sorumluluğuna sahiptir ve birlikte şimdiki ve gelecek nesiller için bir örnek oluşturmamız gerekiyor. Televizyon programlarının çocukların günlük yaşamının bir parçası oldu, bu nedenle içeriklerin cinsiyet eşitliğine uygun olarak oluşturulması gerekiyor.
Ne yazık ki, medya toplumsal cinsiyet eşitsizliğini sürdürme eğiliminde
Medyanın toplumlarda cinsiyet eşitliğini sağlamada oynayabileceği dönüştürücü role kuvvetle inanıyorum. Cinsiyete duyarlı ve cinsiyet dönüştürücü içerik oluşturarak ve cinsiyet klişelerini kırarak, toplumsal cinsiyet algılarına ilişkin geleneksel sosyal ve kültürel normlara ve tutumlara meydan okuyarak, kadınları bir istisna olarak değil, günlük olarak çeşitli konularda liderlik rollerinde ve uzmanlar olarak göstererek içerik oluşturmak, toplumsal dönüşümü de güçlendirecektir.
Geleneksel medyadan çevrimiçi medyaya kadar günümüz medyası, kızların ve kadınların toplumdaki rolüne ilişkin algılarımızı ve fikirlerimizi hâlâ büyük ölçüde etkiliyor. Ne yazık ki şimdiye kadar gördüğümüz şey, medyanın toplumsal cinsiyet eşitsizliğini sürdürme eğiliminde olduğudur. Araştırmalar, çocukların küçük yaşlardan itibaren medyanın onlara sunduğu cinsiyetçi klişelerden etkilendiğini gösteriyor.
Film endüstrisi üzerine yapılan araştırmalar şunları ortaya koydu;
Liderlik pozisyonların gösterilme
%42 erkek
%27 kadın
Başka bir kişiye karşı şiddet eylemlerini gerçekleştirme
%62,5 erkekler
Bir mesleğe sahip olma
%40 erkekler
%30 kadınlar
Medya içeriğinin çoğunluğu kadınları ev hanımı, model veya mağdur gibi klişe rollerde tasvir ediyor.
%46 Haber, toplumsal cinsiyet klişelerini pekiştiriyor
%4 Haber, cinsiyet klişelerine açıkça meydan okuyor
Sadece %24 haber, liderlik rolü ve başarıları üzerine
Sadece %19, kadın uzmanların ekran süresi
Sadece %16, kadınla ilgili siyaset ve hükümetle ilgili haberler
(Kaynak: The Public Media Alliance Report 2020)
%20, medyanın görüştüğü kadın uzman oranı.
Yönetim işlerinde yer alma
%73 erkek
%27 kadın
Kadınlar, reklamcılıkta ve film endüstrisinde sıklıkla klişeleşmiş ve aşırı cinselleştirilmiş rollerde tasvir ediliyor ve bu da uzun vadeli sosyal sonuçları oluyor.
İçerisinde cinsiyet rolleriyle ilgili klişeleri barındırdıkça, programların özellikle kız çocuklarının meslek seçimine dahi negatif etki yarattıkları araştırmalarla ortaya konmuştur.
Televizyon programları çocukların günlük yaşamlarının merkezi bir parçasıdır. Bu programlar içerisinde cinsiyet rolleriyle ilgili klişeleri barındırdıkça özellikle kız çocuklarının meslek seçimine dahi negatif etki yarattıkları araştırmalarla ortaya konmuştur.
Almanya, Amerika ve Türkiye’de gerçekleştirilen medyanın kız ve erkek çocukla üzerindeki stereotip kalıplaşmasına etkisi araştırmaları, 2018 yılından beri kademeli olarak devam ediyor. Hem kız hem de erkek öğrencilerle gerçekleştirilen araştırmalar, 6.-7.-8. Sınıf öğrencilerine her yıl popüler olan çizgi film, gençlik dizilerini ve klişeleri barındıran reklam filmlerini izlettirerek matematik, fen, mühendislik alanındaki eğilimlerinde medyanın etkilerini ortya koyuyor.
“Beklenti-değer teorisi ve klişe tehdidi” üzerine araştırma temelinde ortaya çıkan sonuçlar dramatik, televizyon programlarında yer alan toplumsal cinsiyete dayalı klişilerin, özellikle 8. Sınıfta okuyan kız öğrencilerde STEM eğitimlerine olan ilgiyi düşürdüğü, matematik, fen, mühendislik alanlarında bağlanma duygularını azalttığı belirlendi. Ayrıca, 15 yaşındaki kız lise öğrencilerinin STEM derslerine ilgi ve aidiyet duygusu üzerinde stereotip tehdit etkileri bulmuştur.
Araştırma, kız öğrencilerin bu tür reklamları izledikten sonra sözel görevleri tercih ettiklerini ve matematikle ilgili görevlerden kaçındıklarını göstermiştir.
2020 yılında Almanya’da yapılan çalışmada, erkek ve kız öğrencilere, araştırma öncesi matematik testleri yaptırıldı, herkesin ortalama aynı sonucu aldığı testlerden sonra kız öğrencilere, kadınların kozmetik ürün satın alma veya yeni bir pişirme tarifi deneme konusunda çok heyecanlı oldukları reklamları izlediler. Matematik testleri reklam izlenme sonrasında tekrarladı. Bu reklamları izledikten sonra, kız öğrenciler aynı reklamları izleyen erkeklere kıyasla matematik testinde daha kötü performans gösterdiler. Ayrıca sonuçlar, deney grubundaki erkeklere ve kontrol grubuna kıyasla kız öğrencilerin bu tür reklamları izledikten sonra sözel görevleri tercih ettiklerini ve matematikle ilgili görevlerden kaçındıklarını göstermiştir.
Kız öğrencilerin ayrıca, erkek stereotipi olan eğitim ve mesleki alanlara daha az ilgi gösterirken, kadın stereotipine sahip meslek gruplarına daha fazla ilgi gösterdi. Reklam izlemeden önce kendilerini farklı meslek gruplarına %49 oranında yakın hisseden kızların, izleme sonrası aidiyet hizleri %17‘ye gerilemiştir.
Görüşülen kız öğrencilerin %90’ı daha fazla rol model istediklerini söyledi.
"Okul öncesi çocuklarda toplumsal cinsiyet klişelerini engelleyemezsiniz bundan sonraki düşünme biçimlerini de değiştiremezsiniz”
Problemin Kaynağı “Rol Model Eksikliği”
Türkiye’de birçok meslek yaygın kesimlerce halen erkek işi olarak biliniyor. Kadınlar daha kariyer seçim dönemlerinden itibaren “erkek dünyasına” girdiklerini seziyorlar. Kimi zaman bunu sezgiden öteye geçen bir gerçeklik olarak yaşayabiliyorlar. İnsanlar özenecekleri ve örnek alacakları figürler görmediklerinde, ilham ve cesaret almakta zorluk çekerler.
Medyada yer alan dizi, çizgi film, tv programlarında da benzer kaderleri paylaşan kadın modelleri gördüklerinde, kız çocuklarımızın geleceğe cesaretle yürüme gücünü kendilerinde bulamamaktadır.
South Dakota Eyalet Üniversitesi'nde gelişim psikoloğu ve psikoloji bölümünün başkanı olan Rebecca Martin, "Çocuklar 2 yaşına kadar klişeler geliştiriyorlar, bu nedenle izledikleri ve gördükleri her şey onların beyninde normalleşiyor” dedi. "Okul öncesi çocuklarda toplumsal cinsiyet klişelerini engelleyemezsiniz bundan sonraki düşünme biçimlerini de değiştiremezsiniz” diyerek medyanın ve ailelerin konuya ne kadar erken müdahale etmesi gerektiğini de vurguladı.
Promundo'nun Başkanı ve CEO'su Gary Barker şunları ekledi: “Erkeklerin erken yaşlardan itibaren 'erkek olmak' için gerekenler hakkında basmakalıp mesajlar aldığını ve özümsediğini biliyoruz. Bu idealleri benimserlerse, uzun vadeli etkileri olabilir, araştırmamız bunların olabileceğini buluyor: yakın ilişkilere sahip olma olasılıkları daha düşük, zihinsel sağlıkları daha kötü olma olasılıkları daha yüksek ve yaşamın ilerleyen dönemlerinde şiddet kullanma olasılıkları daha yüksek olabilir. Cinsiyet eşitliğine sahip, şiddet içermeyen bir gelecek yaratmak istiyorsak, ekranda ve ekran dışında özellikle kırılganlık, bağlantı ve saygılı ilişkileri modelleyecek erkeklere ihtiyacımız var.”Kültürümüzde değişiklik getirmenin en kolay yolunun ekranda temsil olduğunu biliyoruz. Orada olmasını sağlarsanız, gerçek hayatta da olacaktır.
BİR ŞEY YAPMALI
- Özellikle çocukları hedefleyen TV şovlarında ve filmlerde erkek karakterler, kızlardan %50 daha fazla yer almaktadır. İnsanlar sıklıkla genç kızların bilim veya sporla ilgilenen güçlü, bağımsız kız karakterleri görmelerinin öneminden bahseder, ancak erkeklerin bunları görmesi de bir o kadar önemlidir. Ve tüm çocukların empati ifade eden, çatışmaları barışçıl bir şekilde çözen ve kızlarla eşit olarak işbirliği yapan erkek karakterleri görmeleri gerekir.
- Çeşitli konularda kadın uzmanlardan oluşan veritabanınızı oluşturun veya mevcut olanlardan yararlanın ve içeriklerinizde sıkça kullanın. Bir toplumsal cinsiyet perspektifinin dâhil edildiğinden emin olmak için içeriklerinizi gözden geçirin.
- Medya endüstrisinin cinsiyet dönüştürücü içerik üretmeye ve karar alma pozisyonlarına erişim de dâhil olmak üzere kendi kendini düzenleyen eşitlik politikaları geliştirmeye teşvik edilmesi gerekiyor.