18.Sayı / 4. Kısım
Impact Hub kurucusu Semih Boyacı anlatıyor:
Önümüzdeki dönemde sektörün en önemli gündemi
ÖLÇÜLEBİLİR FAYDA
Bir girişimci hikayesi ile karşınızdayız, Semih Boyacı. Semih bey sıradan bir girişimci değil. Girişim ekosisteminin iki tarafında da bulunan nadir isimlerden. Kendisi aynı anda hem girişimci, hem de diğer girişimci adaylarına yol göstermeyi kendine misyon edinmiş. Girişimcilerin ihtiyacı olan tüm desteği sunabilmek için bir ağ kurmayı hedeflemiş, global bir ağın Türkiye ayağını ortakları ile beraber var etmiş. Çalıştıkları alan ise etki odaklı girişim ve sosyal girişim. Yani bu anlamda da sektörün en az bilinen ve belki de en zor tarafında yer alıyor. Biz ona girişimciliği, start-up dünyasını, uluslararası bir ağın Türkiye ayağı olarak ülkemizin sektördeki durumunu ve tabi etki girişimciliğini, sosyal girişimciliği, Impact Hub’ı sorduk. Sosyal girişim ve etki girişimi ekosistemlerini konuştuk. Samimi cevapları ve keyifli sohbeti için teşekkür ederiz.
Röportaj: Atıl Ünal
EDİTÖRÜN NOTU: Girişimciye ve ona fayda sunan bütün ekosistem paydaşlarına kendilerini ifade edebilecekleri sürekli bir mecra konumuna gelmesi amacı ile düzenlenen Start-Up Day 2022, What’s Next teması ile 22 Kasım Salı günü, İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleşirken, Anlık Normal Dergi de özel What’s Next sayıları ile karşınızda olacak. Amacımız bütün ekosistem paydaşlarına kendilerini ifade edebilecekleri bir fırsat daha sunmak. Haydi birlikte bakalım, sırada ne var?
Soru
Start-up dünyasının hem girişimci hem yatırımcı tarafını iyi bilen birisiniz. Öncelikle girişimci Semih Bey’e sormak istiyorum. Impact Hub Türkiye fikri nerede, nasıl başladı? Sizin ve girişiminizin hikayesi nedir?
Cevap
Matematik ve Bilgisayar Bilimi mezunuyum. Üniversitenin son döneminde yönetim danışmanlığı sektöründe çalışmaya başladım ve 2.5 yıl devam ettim. Sonrasında kendimi işletme, finans gibi alanlarda geliştirmek için London School of Economics and Political Science Master programına katıldım. Hem teorik hem de pratik anlamda benim için çok faydalı oldu. Derslere ek olarak pratik deneyimlere de alan açan bir programdı. Prestijli kurumlara yaptığımız projeler epey besleyici oldu. Staj yaptığım yerden bir iş teklifi aldım ama değerlendirmeyi hiç düşünmedim. Gelip Türkiye’de bir şeyler yapmak istiyordum. İstediğim şeyi ise henüz bulamamıştım.
Londra'daki Impact Hub’ları gördüğümde konsept çok ilgimi çekti. Orada etki odaklı birey ve kurumların bir araya gelmesi, birlikte projeler üretmesi, etkinlikler düzenlemesi, birçok bağlantı oluşması ... o topluluk etkisi, yapısı ve dinamiği beni çekti. Türkiye ayağının olmaması da dikkatimi çekti. Impact Hub’ı İstanbul’a getirerek hem etki odaklı bir topluluk oluşturmak, hem de sosyal girişimcilik, sosyal inovasyon gibi alanların büyümesine, gelişmesine katkı sunmak istedim.
Soru:
Impact Hub başvuru sürecinden neler istiyorlar, değerlendirme kriterleri neler?
Cevap
6-7 yılın ardından şu an ben de o değerlendirmeyi yapan komitedeyim. Üç kişilik bir denetim kurulu var. Dünyanın herhangi bir yerinde Impact Hub başvurusu olduğunda kararı biz veriyoruz. Mesela Hindistan Delhi'de bir başvuru var şu anda. 50-60 farklı kritere bakıyoruz. Tabii bunların bazılarını sağlayamayabiliyor ekipler. Ama neden sağlayamadıklarını açıklamaları gerekiyor.
Lisans almak ve şehrinize getirmek için online bir başvuru yapıyorsunuz. Başvuru süreci bir yıl sürüyor. Sizin doğru ekip olup olmadığınızı değerlendiriyorlar; ekibin tutkusu, background’u, network’ü ve en önemlisi co-founder’ların bu işe kendini tam anlamıyla verip vermeyecekleri. Zaten başvuru sürecinde de bunları raporluyorsun. Aslında bir iş planı sunuyorsun.
Şu an ortağım olan Ayşe de benzer şekilde başvurmuş. Bizi Impact Hub Global tanıştırdı ve İstanbul ekibinin ilk tohumları orada atıldı. Beraber topluluk oluşturmaya başladık. Sosyal girişimciliğin, etki odaklı girişimciliğin yeni yeni konuşulmaya başladığı bir dönemdi. Hatta konuşulmadığı bir dönemdi diyebilirim. Biz çok detaylı, 60-70 slaytlık bir plan sunmuştuk. Aslında bu aşama bir anlamda sizi sürece de hazırlıyor. Sunumunuz kurulum sonrası süreç için bir nevi bir strateji dokümanı oluyor.
Soru:
Bir girişim olarak Impact Hub İstanbul’un iş fikri nedir?
Cevap:
Impact Hub İstanbul’un iş fikri, etki odaklı birey ve kurumları bir araya getirmek ve güçlendirmektir. Bu birey ve kurumların girişimlerini, iş fikirlerini başarılı kılmak için ihtiyacı olan birçok şey var. Eğitim, mentörlük, finansman, görünürlük, connection vb… Biz bütünsel bir şekilde bunları karşılıyoruz. Özellikle verdiğimiz program destekleriyle onlara ihtiyaçları olan araç ve donanımı sağlıyoruz. Birçok bireye dokunan sosyal girişimcileri, etki odaklı girişimcileri destekleyerek çarpan etkisi yaratmak istiyoruz.
Bir yandan kurumsal şirketler sosyal ve çevresel etki odaklı bir şeyler yapmak istiyorlar, ama ne yapacaklarını bilemiyorlar. Bir makro hedefleri var ama bunu sahada uygulayabilmek için ne yapacaklarını bilemiyorlar. Onlara da danışmanlık veriyoruz ama tabii ki birincil hedef kitlemiz sosyal girişimciler, etki odaklı girişimciler, aktivistler gibi fark yaratan, fark yaratmayı hedefleyen gruplar.
Soru:
Bir girişim olarak Impact Hub İstanbul’un gelir modeli nedir?
Cevap:
Impact Hub ‘core funding'i olan bir kurum değil. Biz tamamen kendi riskimizi alıp kendi girişimimizi kurduk ve aslında tüm geliri üretme baskısı bizim üzerimizde. Birkaç farklı gelir kalemi var aslında. Impact Hub aynı zamanda bir mekan sağlayıcı. Mekan, topluluk ve içerik. Bunların hepsini sunuyoruz. Dolayısıyla mekan ayağı için bir üyelik bedeli alıyoruz. Üyelik geliri ve etkinlik alanının kullanımından, etkinlik tasarımından gelen bir gelir var. Buna ek olarak gelirimizin asıl büyük bölümü ise program ve danışmanlık geliri. Bir program yaptığımızda bunun genelde kurumsal bir partneri oluyor. Bu partner fon da sağlıyor. O sağlanan fon girişimlere finansal ödüller içeriyor. Aynı zamanda bizim programı yönetmemiz için gereken maliyeti bir kar marjı da içerecek şekilde karşılıyor. Ek olarak özellikle sosyal inovasyon alanıyla ilgili kurumlara verdiğimiz danışmanlıklar da oluyor.
Soru:
Sosyal girişim ve etki odaklı girişim diye iki farklı tanımdan bahsediyorsunuz sürekli. Farkları nedir, biraz açar mısınız?
Cevap:
Sosyal girişim dediğimiz zaman bir sorunu, bir sosyal çevresel sorunu net olarak tanımlayıp, bunu çözmeye yönelik sistematik bir yaklaşım sunan bir oluşumdan bahsediyoruz. Ayrımı şöyle yapmak isterim. Sosyal girişim tanımının içine giren etki odaklı girişimler var, girmeyenler var. Yani etki odaklı girişim daha geniş bir çatı. Sosyal girişimler genelde, amacı sosyal veya çevresel etki yaratmak olan ve bunun için kar eden, ettiği karı da direkt etkiyi büyütmek için kullanan yapılar olarak tanımlanıyor. Bazı girişimlerin ise sosyal çevresel etkisi var ama karını direkt etkiye yatıran bir mekanizması yok. Bunlar aslında etki odaklı birer girişim olabilir, etki yaratan birer girişim olabilir ama sosyal girişim tanımına uymayabiliyor.
Bizim ülkemizde bir mevzuat yok. O yüzden böyle alanlar biraz daha flu kalıyor. Bazı ülkelerde mevzuatta bu net olarak ayrılmış. Yani bizim aslında etki odaklı girişim gibi geniş bir çatımız var ama mesela bazı programlarda daha net bir şekilde sosyal girişim tanımına uygun seçiyor, bazı programlarda daha geniş tutuyoruz. Genel bir sürdürülebilirlik, kalkınma amaç odağı varsa, sosyal girişim olup olmamasına bakmadan etki odaklı olan, etki üreten tüm girişimleri hedefliyoruz.
Soru:
Sosyal girişim ekosistemi içinde bir Türkiye-Dünya karşılaştırması yapabilir misiniz? Türkiye dünyaya göre ne durumda? Daha mı iyiyiz, daha mı kötüyüz? Daha iyisi için neler yapmalıyız, eksiklerimiz nelerdir?
Cevap:
Türkiye'de son yıllarda çok iyi başarı hikayeleri oluşmaya başladı. Fazla Gıda, E-bursum gibi iyi büyüyen sosyal girişimler var. Etki odaklı girişimler sınıfına girmeyecek ama kalkınma hedeflerine, kalkınma amaçlarına katkısı olan girişimler de var. Dünya ile kıyaslamamız, dünyanın neresine baktığımıza göre değişiyor. Dünya ortalamasına yakınız hatta belki biraz üstündeyiz diyebilirim. Lakin Hollanda ya da İngiltere'yle kıyaslıyorsak, tabii ki epey gerideyiz. Oralarda inanılmaz bir yoğunluk var. Ekosistem öyle bir noktaya gelmiş ki yerel yönetimler dahi bir sorunu kendi çözmek yerine sosyal girişimcileri teşvik etmeye çalışıyor. Et tüketimini azaltmaya yönelik bir vegan burger girişimi var diyelim, orada bu işin müşterisi çok. Entelektüel sermaye de gelişkin. Komşularımıza baktığımızda çok daha ilerdeyiz. Yunanistan’ı hariç tutalım çünkü orada da epey gelişkin bir ekosistem var. Yani nereden baktığımıza bağlı. Sonuç olarak kesinlikle bir ivmelenme var.
Sosyal girişimlere odaklı yatırım araçları çok eksik, ama start-up ekosisteminin genişlemesi burayı da besliyor. Mesela Fazla Gıda çok fazla konvansiyonel yatırım aldı ama. İş modeli o kadar iyi ki farklı yerlerden yatırım alabiliyor, çünkü para kazanma şansı sunabiliyor. Şimdi yeni yeni etki fonları da başladı. Bunlarla biraz daha hızlanacak diye düşünüyorum. Başarı hikayelerinin ortaya çıkmasıyla yatırımcılar da daha fazla bu alana bakıyor.
Bir yandan şöyle bir şey de görüyoruz; birkaç yıl kurumsal bir şirkette deneyim kazanmış kişilerin kurduğu işletmeler finansal anlamda daha sürdürülebilir. Mesela Fazla Gıda kurucusu uzun yıllar atık konusu üzerine çalışmış. O yüzden bu şekilde sektörel deneyime sahip profillerin girişimciliğe eğilmesi başarıyı arttırır.
Soru:
Türkiye’de start-up nedir? Tanım kriterleri nedir? Nasıl tanımlarsınız? Bir start-up olmak için ne gerekir? Onu fikirden ayıran nedir?
Cevap:
Girişimcilik aktivitesi bir ihtiyaca ya da fırsata bağlı olabilir. İhtiyaca yönelik yapılan girişimcilik bir start-up aktivitesi değildir. Start-upların genelde fırsat değerlendiren kategoride olduğunu söyleyebiliriz, bu birincisi. İkincisi ise yenilikçi bir şey sunması. Bir şeyi tekrar tekrar yapan bir modelden ziyade yeni bir şey ortaya koyması… Bu bir ürün inovasyonu olabilir, süreç inovasyonu olabilir. Ortada bir yenilik olmasını önemli buluyorum burada. İlla sıfırdan bir şey tasarlaması gerekmiyor. Daha önce belli kitlelere ulaşamayan bir ürünü o kitleye ulaştırmak bir süreç inovasyonudur mesela. Belli bir hizmeti ucuzlatan bir inovasyon veya tamamen yeni bir ürün inovasyonu da olabilir. Önemli olan bir yenilik içermesi. Ben bu iki şeyi söylerdim. Birincisi ihtiyaçtan ziyade fırsata bağlı olarak gelişmesi, ikincisi de yenilik içermesi. Örneğin biri ilk su geçirmeyen kol saatini yapıyorsa bu bir start-up olabilir. Sadece o kol saatinin satışına yönelik bir girişim yapıyorsan bu bir start-up olmaz.
Soru:
Şu ana kadar saydığınız tüm kriterlere uyup gözümüzün önünde eriyip giden çok girişim oldu. Sizce başarıyı ne belirliyor?
Cevap:
Başarı açısından çok farklı faktörler var. Bir şeyin start-up olması kesin ayakta kalacağı anlamına gelmiyor. İşin doğasında risk var. Bence en önemli faktörlerden biri pazarın neye evrildiği, pazarın dinamiği. Mesela bir start-up başta iyi olabilir, ama siz dev şirketlerin çok rahat girebileceği bir alanda iş yapıyorsanız yarın yok olabilirsiniz. Çok fazla faktör var. Ne kadar farklı bir şey sunduğunuz, ne kadar kopyalanabilir olduğu, ekibin ne kadar güçlü ve dirayetli olduğu… Bunların hepsi belirleyici. Yasal mevzuat değişir bir anda, bu sizi itebilir ya da geri çekebilir. Dahili ve harici faktörler var. Dahili faktör olarak ekip ve yetkinlikleri çok önemli. Nasıl bir yönetim yapısı var? Kilit yetkinlikler o işin gerektirdiği ekibin bünyesinde var mı? Finansman yapısı ve nakit yönetimi de çok kritik bir unsur. Bir çok start-up iyi nakit yönetemediği için batıyor. Harici alanda da yasal mevzuat, konjonktür, pazarın akıbeti, durumu, oyuncular… Bunların hepsi bir faktör, çok parametre var.
Başarılı olan girişimlerde en önemli nokta ekip. Çünkü bazen dış faktörler istediğiniz yönde evrilmese bile ekip belki ürünü pivot ediyor, başka bir yöne çekiyorsunuz. Ekip aynı ekip, şirket aynı şirket ama tamamen farklı bir yöne gidip büyüyebiliyorsunuz. Bazısı da bir şey yapamıyor, değişen koşullara yenik düşüyor. Birçok parametreye bağlı.
Soru:
Türkiye'de start-up’ta bir yandan kader, kısmet, şans yaver gitti gibi bir durum var. Hani öyle bakıyoruz biz her şeye, bir kader kısmet… Ama bir yandan da dünyada çok kurumsal yapılıyor bu iş. Bambaşka yapılar bambaşka yürütüyor bu tarz işleri. Oturması için ne lazım? Zamana mı ihtiyacımız var?
Cevap:
Ben yetkin insanların girişimcilik alanına kaymasının çok kritik olduğunu düşünüyorum. Sektör deneyimi olmayan bir insanın o alanda bir şey yaptığını düşünün. O kadar uzun bir öğrenim eğrisi var ki orada. Bizim gibi yapılar öğrenimi hızlandırıyor. O sektörden birçok insanla görüştürüyoruz vs… Hiç biri üç sene lojistik sektöründe çalışmış birinin deneyimine ulaşmayı sağlayamaz, bu çok zor. Start-up sektörünü en çok hızlandıracak şey deneyim seti olan insanların start-up dünyasına girmesi. Sektörün içinden çıkmayan biri o sektör için başarılı bir şey yapamaz demiyorum. Oran olarak daha düşük tabii.
Ülkedeki beyin göçü bana maalesef ümit vermiyor. Negatif taraftan bakarsak çok önemli yetenekleri kaybettiğimizi düşünüyorum. Bence en kötü faktörlerden bir tanesi bu. İkincisi de ekonomik anlamda risk almayı çok destekleyici bir ortam şu an yok. İşin dezavantajları bunlar. Avantajları tarafından bakarsak da dijitalleşmenin artması tabii ki çok fazla potansiyel açıyor. Bunun gelişmesinin yolunun insanları teşvik edici ortamın sağlanmasından geçtiğini düşünüyorum. Çünkü insanlar burada kalmak istese ve önünü görebilse bence zaten girişimci sayısı artacak.
Son dönemde girişim dostu şirketler hızlandı. Birçok start-up aslında o B2B kuruluyor. B2B'de çalışırken kurumların girişimleri destekleyici politikalarının olması çok önemli. Mesela ödeme şartlarının daha iyi olması, start-up'un bazı eksikliklerini çok büyütmemesi vs… Bir çok şirket gerçekten girişimleri daha destekleyici politikalara yer vermeye başladı. Bazı şeylerin başlarda eksik olmasına çok takılmadan o inovasyona yatırım yapan kurumlar oluşmaya başladı. Bence bunlar da çok kritik. Yani etraftaki ekosistem de destekleyici oldukça daha hızlı gelişiyor.
Soru:
Start-up dünyası e-ticaret furyasına kapılmışken, pandemi bunun iyice hızlanmasını sağladı. Hem e-ticaret hem lojistik tarafında birçok start-up ortaya çıktı. Büyüklerin çok rahat girebileceği bir alan olduğu için birçoğu da yok oldu gitti. Büyükler bu alana dönüşü sağlayamasaydı, daha hantal davransaydı bambaşka yollar da açılabilirdi. Önümüzdeki dönem ise Metaverse konuşuluyor. Bir kıtlık dönemi geliyor vs… Yeni bir furya var mı öngördüğünüz? Nereye doğru gidiyoruz? İş kolları değişiyor, yaşam şekli değişiyor. Ne öngörüyorsunuz? Önümüzde ne var? What’s Next?
Cevap:
Döngüsel ekonomi çok büyük bir faktör. Neden? Büyük kurumsal şirketler çok iyi olmak istiyorlar, iyi şeyler yapmak istiyorlar gibi bir yerden söylemiyorum. Mevzuatın sıkıştırması, Avrupa Birliği yeşil mutabakat gibi, şirketlerin koşullarını iyileştirmelerini zorlayan mevzuatlar var. Bazıları zorlayıcı, bazıları teşvik edici, bazısı da etki fonları. Değer zincirini dönüştürme ihtiyacı var. Bu, girişimlere epey bir alan açıyor.
Son programda çalıştığımız bir girişim var. Amerika'dan yatırım aldılar. Onlar tamamen ham madde üretiyorlar, bunu da laboratuvarda yapıyorlar. Birçok sektöre uyarlanabilir bir yapısı var. Bunun gibi birçok hammadde girişimi var. Çay atığından yine biyoplastik yapanlar... Daha sürdürülebilir, daha az atık bırakan şekilde iş yapmayı kolaylaştıracak alternatif materyaller, doğada daha rahat çözünen materyaller ve bunların değer zincirine entegrasyonu, önümüzdeki süreçte önümüze çıkacak yeni girişimlerden olacak.
Fazla Gıda, Evreka gibi farklı sektörlerin atıklarını çok iyi değerlendiren ve firmaya verimlilik sağlayan şirketler var. Mesela Nimogo tekstil sektörüyle çalışıyor, ufak defolardan dolayı satılamayan ürünleri alıp onarıp şirkete geri satıyor. Çok iyi bir iş modeli. Fazla Gıda, gıda sektöründe firmalarla gıda bankalarını eşleştiren hem ihtiyaç sahibine katkı sağlayan hem de firmaya vergisel avantajlardan dolayı finansal ve çevresel katkı sağlayan bir girişim. Buralarda çok potansiyel var. Atık çok değerli bir hale geldi. Yani atığın ekonomik değerini artık herkes kabullenmeye başladı. Dolayısıyla bunu daha iyi işleten, verimlilik sağlayan, çevresel fayda sağlayan girişimlere çok alan var. Döngüsel ekonominin çok fazla alan açacağını düşünüyorum.
Dijitalleşme zaten başlı başına çok büyük bir unsur ve orada hala değerlendirilebilecek fırsatlar var. Bu kurumların değer zincirinin dönüşüm baskısının girişimciliğe çok alan açtığını düşünüyorum. Ölçülebilir bir fayda sağladığını gösterenin çok rahat finansman bulabileceği bir dünyaya doğru ilerliyoruz. Özellikle etkiyi ölçüp gösterebilirseniz, para musluklarını rahatça açabilirsiniz. Dolayısıyla burada da start-uplar için çok potansiyel var. Kurumların değer zincirinin dönüşme baskısından dolayı ekonomik faydayla çevresel faydayı birleştiren girişimlerin sayısının ve kalitesinin önümüzdeki dönemde artacağını düşünüyorum.
Soru:
Son sorumuz, Semih Bey'in anlık gündemi nedir? Bireysel, şirket ya da sektör adına, şu anki gündeminiz nedir?
Cevap:
Sektörde bağlantısızlık problemi var ve buluşması gereken kurumların bir araya gelmesine çok ihtiyaç var. Biz kurum olarak son dönemde iş birliklerini hızlandırma programlarına önem veriyoruz. Sosyal girişimler, etkili odaklı girişimlerle kurumsal şirketlerin iş birliği geliştirme programlarını hayata geçiriyoruz. Etki odaklı iş birliklerinin geliştirilmesine ihtiyaç olduğunu düşünüyorum ve o yönde çalışmalarımız var. Özellikle Türkiye'de de büyümek istiyoruz. Impact Hub Ankara’nın açılışını yaptık. Bu bizim için önemli bir gündem. Ankara çok potansiyelli, entelektüel sermayenin güçlü ve odaklı olduğu bir yer. İyi bir kurucu ekip var orada. İstanbul dışına bu etkiyi taşımaya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Son dönemde etki finansmanı, etki odaklı formlar çok artmaya başladı. Girişimlerin finansman ihtiyacını nasıl daha iyi çözebiliriz noktasına odaklanıyoruz. Orada bazı ihtiyaçlar var.
Türkiye'ye ek olarak global alanda da bazı çalışmalara dahil oluyorum. Dünyadaki yeni Impact Hub başvurularını değerlendiren bir komite var, oraya dahil oldum. Global tarafta da nasıl daha çok katkı sağlayabilirim? Ona da eğilmeye çalışıyorum. Hatta Impact Hub Global olarak İstanbul'un da ileriye yönelik önemli bir bölgesel merkez olabileceğini düşünüyoruz.
Ürdün'de açılan Impact Hub’a epey bir destek verdik. Önümüzdeki dönem MENA bölgesinde oluşabilecek benzer Hub’larda kapasite geliştirme yapabiliriz, o bir gündem olabilir. Şu an ana önceliğimiz daha çok yurt içinde genişlemek.