20. Sayı / 3. Kısım
WhatsApp: Yeni Aşk Mahkemesi mi?
Yazan: Aile Sağlığı Araştırma Derneği Başkan Yardımcısı İrem Hattat
Bu yılın başlarında Harper’s Bazaar dergisinde çıkan bir röportaja göre Jill Biden, gizli servis duymasın diye, Amerika Başkanı eşi Joe Biden ile telefon mesajları üzerinden kavga etmişler. Buna İngilizce’de fexting deniliyor: fight with texting. Aslında hepimiz mesaj platformlarını her türlü duygusal mesajlaşma için kullanıyoruz. Kavga ve tartışmalar da tabii ki bundan payını alıyor.
25 Ekim 2022’de anlık mesajlaşma platformu WhatsApp’a sadece Türkiye’de değil küresel çapta erişim sorunu yaşandı. Web siteleri ve diğer dijital platformlardaki arıza ve kesintileri bildiren hizmet statüsü sitesi Down Detector’e göre İngiltere’de yarım saat içinde 12 binden fazla kişi WhatsApp üzerinden mesaj gönderemediğini ya da alamadığını bildirdi. Singapur’dan Avustralya’ya, Güney Afrika’dan Hindistan’a birçok ülkede de benzer sorunlar rapor edildi.
2009’da hizmet vermeye başlayan ve Şubat 2014’te yaklaşık 19,4 milyar dolara Facebook tarafından satın alınan WhatsApp’ın bugün yaklaşık 2 milyar kullanıcısı var. Whatsapp’ı 1,3 milyon aktif kullanıcıyla Çin’in en yaygın mesajlaşma platformu WeChat ve 1 milyara yakın kullanıcısıyla Messenger izliyor.
We Are Social ve Hootsuite’in 2022 Dijital Raporu’na göre WhatsApp dünya genelinde 25 ülke dışında tüm ülkelerde bir numara. Son 6 yılda aylık aktif kullanıcı sayısı 2014 Şubat ayındaki 465 milyona göre yüzde 365 artıyor.
Ülkelere göre WhatsApp kullanıcı sayısı - 2021 (mm)
Hindistan |
390 |
Brezilya |
148 |
Endonezya |
112 |
Amerika |
98 |
Filipinler |
88 |
Meksika |
77 |
Türkiye |
56 |
Mısır |
55 |
Almanya |
44 |
Nijerya |
40 |
İtalya |
35 |
25 ülke dışındaki diğer tüm ülkelerde WhatsApp; Facebook Messenger, WeChat, Viber, Apple Business Chat ya da Telegram gibi platformlardan daha yaygın kullanılıyor. WhatsApp, Facebook ve Instagram’ın çatı şirketi Meta’nın CEO’su Mark Zuckerberg’e göre WhatsApp üzerinden günde yaklaşık 100 milyar mesaj paylaşılıyor. Hayatımızda bu denli büyük yer tutan bir iletişim aracı ile ilişkilerimizi de yönetiyor olmamız son derece normal!
Bu istatistikler 2013 yılından itibaren inanılmaz hızlı bir artış gösteren akıllı telefon kullanımı ile doğru orantılı. Pew Araştırma Merkezi’ne göre 2015-2017 yılları arasında akıllı telefon kullanımı Türkiye’de %59 dan %69’a 10 puan artarken, Vietnam’da %35’ten %53’e, Lübnan’da %52’den %80’e yükseliş gösteriyor.
WhatsApp İlişkiniz İçin İyi mi Kötü mü?
Mobil ve internet kullanımının tüm dünyada artması tabi ki iletişimi baştan yaratıyor. Pew Research Center 2021 verilerine göre 2021 yılında Amerikan halkının %85’i akıllı telefona sahip ve bu kişilerin %96’sı 18-30 yaş grubunda. Sosyal medya platformları, sosyal networking siteleri başta olmak üzere, epostalar, aplikasyonlar ve tabi ki WhatsApp mesajları ile dolup taşan bir iletişim çağını yaşıyoruz. Artık ihtiyacımız olan sosyal yakınlığı ve ilgiyi bu yolla buluyoruz. 7/24 birbirimize bağlıyız. Bu durum ikili ilişkilerimizin seyrini de tamamen değiştiriyor. İlişkilerin nasıl başladığının değil, nasıl ilerlediğinin de yol haritasını yönlendiriyor. Bu yoğun etkileşim her an ulaşılabilme imkânı tanıyorken, aslında iletişimimizin kalitesini düşürüyor mu?
Yoğun etkileşim her an ulaşılabilme imkânı tanıyorken, aslında iletişimimizin kalitesini düşürüyor mu?
Bu soru nedeni ile mesajlaşmanın, özellikle de emoji kullanımının ilişkilerin gidişatına olan olumlu/olumsuz etkileri pek çok bilimsel araştırmanın konusu oluyor. 2018 yılında Computer in Human Behaviour dergisinde yayınlanan Hong Kong’da gerçekleştirilen bir araştırmada tüm mobil bazlı platformlar arasında WhatsApp ın 18-54 yaş aralığında ilk iletişim tercihi olarak yer aldığı bulunuyor. Sadece 55-70+ yaş aralığında WhatsApp yüz yüze iletişimin tamamlayıcısı olarak kullanılıyor. Dünyanın mobil iletişimi en yoğun kullanan şehirlerinden biri olan Hong Kong’da internet kullanıcılarının %81’i WhatsApp ve %72’si Facebook kullandığı düşünüldüğünde özellikle WhatsApp’ın hayatımızın ne kadar içinde olduğu, bu ve bunun gibi pek çok araştırma ile kanıtlanıyor. Amerika’da Southwestern’de devlet üniversitesinde gerçekleştirilen başka bir şaşkınlık verici araştırma, katılımcıların günlerinin ortalama 2 saat 21 dakikasını mesajlaşma ile geçirdiklerini, günlük alınan ve yollanan mesaj sayısının 110 olduğunu gösteriyor. Kendi kullanımımızı düşündüğümüzde bu veriler çoğu zaman düşük dahi kalabiliyor.
Mesajlaşmalarla gün içinde mesafelere aldırmadan partnerimizle sevgimizi paylaşabiliyor, yakınlığımızı devam ettiriyor ve ilişki kalitemizi arttırabiliyoruz. Yoğun bir duygusal etkileşim günlük hayatlarımızın bir parçası oluyor. Kullandığımız kelimelere bir de emojilerin gücü ekleniyor. Bu sayede karşı tarafa iletmek istediğimiz mesajın içeriğini istediğimiz zaman sertleştiriyor ya da yumuşatabiliyoruz. Öyle ki 2019 yılında Gesselman tarafından gerçekleştirilen bir araştırmada yazışmalarını daha çok emoji kullanımı ile renklendiren katılımcıların ilişkilerini ilk görüşmeden sonra daha çabuk ilerlettikleri görülüyor. 2020 yılında Strandell tarafından yapılan ikinci bir araştırmada katılımcılar emojilerin partnerlerle iletişimlerinde, flörtlerinde çok önemli bir rol oynadığını belirtiyor.
Ancak bu durumun bir de diğer boyutu bulunuyor. Aslında yüz yüze görüşmelerin çok değerli bir parçası mesajlaşmada bulunmuyor. Partnerimizle aramızdaki pek çok yanlış anlaşılmanın önüne geçen bu parça ses tonu, vücut dili, yüz işaretlerinden oluşan sözsüz iletişimin gücü aslında. Gerçekten de partnerimizle iletişimimizde mesaj trafiğinin getirdiği muğlaklık fikir ayrılıklarını oldukça hızlı bir şekilde çatışmaya dönüştürebiliyor.
Aşk Mahkemesinin Kanıtları
Aslında mesajlaşma yoluyla yapılan kavgaların birçok olumlu etkisi var. Hem belli oranda bir iletişime devam ediyor hem de kendimizi rahat ifade etme(me)k için bize gereken duygusal uzaklığa sahip oluyoruz. Tartıştığımız konuyu anında çözme baskısını da hissetmiyoruz. Özellikle içe dönük kişilikler için öfkeyle patlama veya tamamen duvar örme yerine geçen mesajlaşma görüşlerini sakin bir şekilde düşünme fırsatı sunuyor.
Bu nedenle, partnerinizden öfkeli bir mesaj aldığınızda cevaplamadan önce kendinize bir süre tanıyın. Derin nefes alıp verin, bir yürüyüşe çıkın ve ondan sonra cevaplayın. Özellikle çocuklu çiftler için bu yöntem çocukların önünde kavga etmemek için çok faydalı olabiliyor.
Peki mesajlaşma yoluyla yapılan tartışmaların bu açıdan olumsuzlukları yok mu? Olmaz mı! Öncelikle iletişim yanlışlarından başlayalım. Örneğin partnerinizin mesajlarınızı görmezden gelmesi, en basit tartışmaları bile alevlendirebiliyor. Bir de hatırlar mısınız bir film vardı, “Çeviri Yaparken Kaybolmak” şeklinde Türkçeye çevirebileceğimiz: “Lost in Translation.” En yetenekli iletişimciler dahi mesajlaşmada istedikleri anlamdan çok farklısını ifade edebiliyor, kullandıkları her türlü emojiye rağmen! En büyük kayıp mesajın tonlamasında yaşanıyor.
Diyelim partnerinizle WhatsApp üzerinden gergin bir mesajlaşma içindesiniz ve mesajlaşmayı “Tamam teşekkür” diyerek bitirdiniz. Siz “teşekkürler, konuştuğumuza ve birbirimizi anladığımıza sevindim” derken, partneriniz onu küçümsediğinizi, hatta başınızdan savdığınızı düşünebiliyor. Diğer taraftan uzman bir manipülatör ise mesajlaşmayı iletişimi kontrol etmek için kullanabiliyor.
Telefonlarımıza Yapışık Yaşıyoruz
Telefonlarımıza yapışık yaşadığımız sürece, bu mesajlaşmalar yoluyla yürüyen iletişimimiz, tüm olumsuzluklarına rağmen en önemli sohbet kanalımız olacak gibi görünüyor. Pew Research Center verilerine göre cep telefonu sahiplerinin %67’si herhangi bir zil veya alarm sesi olmasa da telefonlarını saat başı kontrol ediyor. Yüzde 44’ü yatarken herhangi bir aramayı veya mesajlaşmayı kaçırmamak için telefonlarını yanına koyuyor ve yüzde 29’u cep telefonları olmadan yaşayamayacaklarını ifade ediyor.
Statista 2019 yıl sonu verilerinden elde ettiği bilgiler ile Türkiye ve dünyadaki akıllı telefon kullanım oranları hakkında önemli veriler paylaşıyor. Paylaşılan bilgilere göre Türkiye’deki akıllı telefon kullanıcı sayısı 45 milyonu bulmuş durumda. İtalya, İspanya gibi Avrupa’nın öne çıkan ülkeleri, akıllı telefon kullanıcı sayısında Türkiye’nin gerisinde kalıyor. Akıllı telefon kullanımıyla ilgili yapılan başka bir araştırma, Türkiye'nin akıllı telefonlara ne kadar bağımlı olduğunu ortaya koyuyor. Deloitte tarafından yapılan Global Mobil Kullanıcı Araştırması'nın sonuçlarına göre Türkiye, her 13 dakikada bir kez telefonunu mutlaka kontrol ediyor. Akıllı telefon ve internet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte pek çok kişi telefonundan ayrılamaz bir hale gelmiş durumda. Türkiye, dinamik ve genç nüfusu nedeniyle akıllı telefon bağımlılığının en yüksek olduğu ülkelerden biri.
- Deloitte’nin araştırmasına göre her 10 kişiden 8'i, uyandıktan sonraki 15 dakika içerisinde telefonunu mutlaka kontrol ediyor.
- Her 10 akıllı telefon kullanıcısının 7'si ise uyumadan önce mutlaka telefonuna bakıyor. Üstelik pek çok kullanıcı, akıllı telefonlarının şarjı bittiği veya internete olan erişimi kesildiği anda panik geçiriyor.
- Kullanıcıların yüzde 22'si ise, telefonuna hastalık boyutunda bağımlı.
- Araştırmaya göre Türkiye’deki deki mobil kullanıcılar, günde ortalama olarak 78 kez telefonunun ekranına bakıyor. Bu da akıllı telefonlara, 13 dakikada bir baktığımız anlamına geliyor. Uyuduğumuz süreyi bu kapsamdan çıkarttığımız düşünüldüğünde, akıllı telefonlarımızdan çok da uzak kalamıyoruz.
- Türkiye, gününün 7 saatini internette gezinmekle geçiriyor.
- En çok zamanı sosyal medya platformlarında geçiyoruz ve günlük sosyal medya gezintilerimizin yüzde 72'si akıllı telefonlar üzerinden yapılıyor.
- Yüzde 14'ü sosyal medyayı dizüstü bilgisayar üzerinden takip ederken sadece yüzde 7'lik bir bölüm sosyal medya hesaplarını masaüstü bilgisayarları üzerinden takip ediyor.
- Yapılan araştırma Türkiye'nin, neredeyse her işi için akıllı telefonunu kullandığını ortaya koyuyor.
- Öyle ki Türkiye'deki akıllı telefon kullanıcılarının yüzde 67'si bankacılık işlemlerini, yüzde 60'ı arama motoru kullanma işlemlerini, yüzde 51'i haber takip işlemlerini mobil cihazlar üzerinden yapıyor.
- Kullanıcıların yüzde 49'u ise akıllı telefonundan oyun oynamayı seviyor.
- Ayrıca alışveriş işlemlerinde de akıllı telefonlara bağımlıyız. Kullanıcıların yüzde 46'sı internet üzerinden alışveriş sitelerini kontrol ederken, yüzde 38'lik bölüm internet üzerinden alışveriş işlemlerini akıllı telefonları üzerinden gerçekleştiriyor.
- Dizüstü bilgisayarlar aracılığıyla internet üzerinden alışveriş yapanların oranı ise yüzde 36.
- Masaüstü bilgisayar üzerinden alışveriş yapan Türk kullanıcıların sayısı ise sadece yüzde 13.
- Aynı araştırmaya göre iletişimde, yazımızın da konusu olan anlık mesajlaşma birinci geliyor. Anlık mesajlaşma uygulamaları günlük kullanımda %86 oranına ulaşırken, internet üzerinden sesli ve görüntülü aramanın da 2017’ye göre sırasıyla yüzde 20 ve yüzde 24 artmış durumda olduğu görülüyor.
Aile yaşamında da bu bağımlılık olumsuz etkilerini gösteriyor. Bu konuda çalışan iki bilim adamı Jarvenpaa ve Lang her an ulaşılabilir olmanın aile iletişimine değişik etkilerini araştırıyor.
Sık rastlanılan iki karmaşadan ilki burada / ama yok adını verebileceğimiz çelişki. Bu çelişki bir yandan sürekli WhatsApp veya sosyal medyada görüşmeleri devam ettirirken, diğer taraftan ailemizin yanında olup kaliteli iletişim kurmanın imkansızlığını anlatıyor. Diğer çelişki güç / esaret olarak adlandırılıyor. Bu çelişki ise, bir yandan yer ve zamandan bağımsız olarak sürekli iletişimin içinde olmanın gücünü yaşıyorken, diğer tarafta teknolojilerimizi sürekli takip etmeye, cevap vermeye, bilgilere yetişmeye çalışmanın bizi esaret altına almasının ve bu durumun aile paylaşımlarımızı olumsuz etkilemesinin altını çiziyor.
2006 yılında Middleton and Cukier’in yaptığı bir araştırmada bir katılımcının şu cümlesi aslında çok güzel bir özet veriyor: “Gerçekten de size gelen her epostayı kontrol etmeniz hiç gerekmiyor, ancak telefon titrediği anda bunu yapmak zorunda hissediyorsunuz.” Aynı çalışma akıllı telefon teknolojileri ile ilgili aile yanında ana odaklanmayı engelleyen olumsuz davranışların görmezden gelindiğini gösteriyor. Oysa ne kadar bastırılmaya çalışılsa da Amerika’da her 4 yetişkinden biri aile yemeğini veya toplantısını keserek mesajlaşmaya devam ediyor.
Mesajlaşırken Tartışmanın Kuralları
Veriler bu yönde iken, partnerinizle mesajlaşmada işleri daha da karışık hale getirmemeniz için şunlara dikkat edebiliriz diye düşünüyorum:
- Öncelikle kızgın olduğunuz bir konuyu WhatsApp’ta halletmek istiyorsanız açılışı beş paragraflık bir mesajla yapmayın. Ona doğrudansaldırarak adeta suçüstü yapmış olursunuz ve iletişimi daha başlamadan bitirirsiniz.
- İlk mesajda müsait olup olmadığını sorun ve bir konuda fikrini almak istediğinizi belirtin. Bu şekilde karşı tarafa saygı duyduğunuzu gösterirsiniz.
- Emoji kullanmanın gücünden faydalanın. Bir emoji duygusal dağları yerinden oynatmaz ama duygularınızı daha rahat ifade etmenize yardımcı olur. Bir gülen surat sohbetin gidişâtına oldukça yardımcı olacak rahatlatmayı getirebilir.
- Mesajlaşmada çok yavaş olabilirsiniz. “Okundu” şeklinde bırakıp saatlerce cevap vermediğiniz mesajlar sizin için normal bir durum ise karşı taraf için çileden çıkarıcı bir şey olabilir. Amacınız geçinmekse bu doğru değil.
Mesajlaşırken Tartışmanın Kuralları
- İlişkinizin çıkarları için tartışmalarınızı mesajlaşma platformlarında sürdürmemenizi öneririm. Partneriniz tartışmayı başlattığında sadece “Bu konuyu gerçekten konuşmak istiyorum ancak yüz yüze yapalım” demeniz yeterli olur.
- Bazı kişilerin yazılı olarak kendini daha rahat ifade edebildiğini görüyoruz. Partneriniz de bu tarzda ise, söylemek istediklerini mesaja döküp rahatlamasına fırsat tanımanız iyi olur. Tabi ki sizin cevabınız, sesli mesaj gibi kendi konfor alanınızda olabilir.
- Tüm tartışmalarda “sen” dili yerine “ben böyle hissediyorum” dilini kullanmakla suçu ve sorumluluğu direkt karşı tarafa atmanın önüne geçersiniz .
- Eğer tartışmanız çok alevleniyorsa veya mesajlaşma ile çözülemeyeceğini hissediyorsanız, yüz yüze görüşmek için plan yapmak gerekir. İletişimde vücut dili, ses tonu sözlerden daha önemlidir. Özellikle daha ciddi tartışmalarda faydalı olur.
Ben danışanlarıma tartışmaları yüz yüze yapmalarını öneriyorum. Mesaj platformları çiftlerin şefkat ve romantizm duygularını harekete geçiren iletişim için daha uygun olabiliyor. Gün içerisinde “seni düşünüyorum” gibi küçük bir hatırlatma, ya da “akşam kaçta buluşalım, seninle bir kavga çıkartmayı düşünüyorum????????” gibi esprili bir planlama açısından mesajlaşma çok yerinde bir kullanım diyebiliyoruz.
KAYNAKÇA
- A frown emoji can be worth a thousand words: Perceptions of emoji use in text messages exchanged between romantic partners -Telematics and Informatics 34( 2017)1532-1543
- Mobile-mediated multimodal communications, relationship quality and subjective well-being: An analysis of smartphone use from a life course perspective -Computers in Human Behavior 87 (2018) 254-262
- Emoji as Icebreakers? Emoji can signal distinct intentions in first time online interactions -Telematics and Informatics 69 (2022) 101783
- Uses of cellphone texting: An integration of motivations, usage patterns, and psychological outcomes -Computers in Human Behavior 62 (2016) 712-719
- "Technoference " : Everyday Intrusions and Interruptions of Technology in Couple and Family Relationships in book: Family communication in the age of digital and social media Peter Lang Publishing
- Loneliness unlocked: Associations with smartphone use and personality -Acta Psychologica Volume 221 November 2021, 103454
- The impact of texting on committed romantic relationships- submitted for the degree of Master of Social Work. Danielle Maurer Smith College School for Social Work Northampton, MA 0106 2013
İrem Hattat kimdir?
İrem Hattat Avusturya Kız Lisesini takiben 1993 yılında İstanbul Teknik Üniversite İşletme Mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. 1995 yılında University of Massachusetts Amherst’te Master of Business Administration (MBA) bölümünü finans ve davranış bilimleri üzerine başarı ile bitirerek işletme masterını almıştır. 1995-1997 yılları arasında Garanti Yatırım Bankası kapsamında Kurumsal Finans bölümünde Uzman olarak çalışmıştır. Bu alandaki deneyimleri doğrultusunda 1997 yılından 2010 yılına kadar anne ve babası olan Prof. Dr. Neşe Hattat ve Prof. Dr. Halim Hattat tarafından kurulmuş olan butik bir günübirlik cerrahi hastanesi Hattat Hastanesi’nin Genel Müdürlüğü görevinde bulunmuştur.
1999 yılında iş hayatının yanı sıra devam ettiği Hacettepe Üniversitesi Finansal Araştırmalar Merkezi “Stratejik Hastane Yönetimi” eğitimini de başarı ile tamamlamıştır. 1999 yılından itibaren takip ettiği Avrupa Cinsel Sağlık Birliği’nin Türkiye temsilcisi olarak Aile Sağlığı Araştırma Derneği’ni Prof. Dr. Halim Hattat ile 2002 yılında kurmuştur. 2002 yılından itibaren Türkiye’de Aile Sağlığı Araştırma Derneği bünyesinde halkın cinsel sağlık konularında bilinçlendirilmesi üzerine çeşitli çalışmalarda ve bilimsel araştırmalarda bulunmuş, dernek çalışmalarını Hamburg, Kopenhag, Berlin, İstanbul ve Londra’da yapılan uluslararası kongrelerde sunmuştur. 2005’te Kopenhag Avrupa Cinsel Sağlık Kongresinde Sosyo-Kültürel Faktörlerin Kadınlar Cinsel Fonksiyon Sorunlarına Etkisi konulu araştırmasıyla birincilik ödülüne layık görülmüştür. 2010 yılından itibaren Hattat Cinsel Wellness Kliniği direktörlüğünü Aile Danışmanı olarak yürütmektedir. 2008 yılında Avrupa Cinsel Sağlık Birliği başkanı seçilen İrem Hattat, bünyesinde 12 ülkeyi bulunduran, özellikle telefon danışma hatları ile bugüne kadar 100.000 üzerinde kişiyle bire bir görüşerek cinsel sağlık konusunda danışmanlık yapan vakfın başkanı olarak çifteri yakından ilgilendiren cinsel sorunların gündeme getirilmesi için çalışmalarının yanı sıra, her sene Avrupa’da görev yapan ürologlara yönelik interaktif sempozyumlar ile yurtdışında adından sıkça söz ettirmiştir. Bu birliğin ilk kadın başkanı olarak Kasım 2010 tarihinde İspanya’nın Malaga şehrinde gerçekleşen 13. Avrupa Cinsel Tıp kongresinde Avrupa Cinsel Sağlık Başkanı –ESHA Başkanı olarak İrem Hattat 2. kere seçilmiştir. Aralık 2012’de Amsterdam’da gerçekleşen 15. Avrupa Cinsel Tıp Kongresinde Başkanlık görevine 3. Kere seçilmiştir. Bunun yanı sıra 2010 yılında Avrupa’nın en önemli hasta organizasyonlarından biri olan EFNA-European Federation of Neurological Associations- Avrupa Nöroloji Dernekleri Federasyonu- Yönetim Kurulunda görev almıştır.
Şu anda Aile Sağlığı Araştırma Derneği Başkan Yardımcısı olup çeşitli yazılı ve sosyal medyada konu ile ilgili köşe yazıları ve röportajlar ile bilgilendirme çalışmalarına devam etmektedir. Binevigazete.com da “Mutlu Aile İletişim Hattı” adlı köşesinde yazıları ve “Medikal Akademi” bünyesinde sohbet programları 2021 yılından beri devam etmektedir. 2022 yılında İBE Business Institute ve Gedik Üniversitesi ile Aile Sağlığı Araştırma Derneği’nin ortak bir programı olan Aile Danışmanlığı Sertifika Programı Direktörlüğünü üstlenmiştir. 4 aylık 450 saatlik bu online program ilk mezunlarını Kasım 2022 de vermiştir.
GYİAD Genç Yönetici İş Adamları Derneği üyeliği yapmıştır. Türkiye Genç İşadamları Derneği’nde Sicil Disiplin Başkanlığı, Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkan Yardımcılığı, Yönetim Kurulu üyeliği görevlerinde bulunmuştur. ARYA Kadın Yatırım Platformu üyeliği devam etmektedir. Ayrıca İstanbul Golf Klübü, Kemer Country Golf Klübü ve ENKA Spor Klubü üyesidir.