22. Sayı / 3. Kısım
“Enflasyonun da tiryakisi olunur mu?” diyorsunuz değil mi?
Nasıl olunur baştan başlayarak size bir anlatayım.
Yazan: Besim Üstün
Gelin önce kitabi tanımdan başlayalım. Mikroekonomi kitaplarında enflasyon şöyle tanımlanır:
“Enflasyon, günlük hayatta çokça kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki genel artıştır. Enflasyon oranındaki değişimin en önemli nedenlerinin başında talepteki artış gelir. Para arzındaki artış, talep enflasyonu olarak adlandırılan bu durumun oluşmasında en önemli etken olur.
Para arzı arttığında bankaların borç verebilecekleri miktarda da yükselme meydana gelir. Vatandaşlar daha fazla borç alıp tüketim düzeylerini artırma yoluna giderler. Ancak arz, talebi karşılamaz ve sonuç olarak enflasyon yükselir de yükselir.
Üretim yapan firmalar artan talebi karşılamak için çoğu zaman daha fazla ham madde ve iş gücü alımı yapar. Bu yönelim gerek ham madde gerekse işçi maliyetlerinde yükselmeye yol açar. Maliyet enflasyonu sonucu olarak isimlendirilen bu durumu dengelemek için ise ürün ve hizmet fiyatlarında artış yapılır.
Artan fiyatlar, tüketicinin alım gücünü de olumsuz yönde etkileyerek enflasyonun daha da artmasına sebep olur. Yükselen hizmet ve mal fiyatları karşısında kişilerin alım güçlerini korumak için yapılan zamlar ise genel kanının aksine enflasyon oranının daha da artmasıyla sonuçlanır.”
Ben ise yıllardır derslerimde bu kitabi tanımın kısa bir versiyonunu yaparım
“Enflasyon, fiyatlardaki artış, şişme yani talep artışı veya zenginlik veya arzdaki kıtlık sebebiyle oluşan emisyon yani para arzıdır.”
Murat Ülker Ne Kadar Vergi Ödedi?
Forbes dergisini bilirsiniz. Her yıl hem dünyanın hem ülkenin en zenginlerini yayınlar. Türkiye’nin en zengini yıllardır Murat Ülker’dir. Forbes’a göre Türkiye’nin en zengini son yıllarda 2 milyar dolar kaybetmiş! Ama hala Türkiye’de zengin sayılıyor çünkü bütün Türkiye kaybetmiş (Bir çikolata ve bisküvicinin hala Türkiye’nin en zengini olması da başka acayip bir konu. Bu kuşkusuz Murat Ülker’in başarısı ama kimin başarısızlığı? Neyse bu konuyu başka yazıya bırakalım).
Şimdi şöyle düşünün, bir ürünü 100 TL’ye alıyordunuz, o ürünün fiyatı 200 TL oldu. 200 TL olduysa demek ki bu parayı verecek insanlar var, demek ki piyasada para var. Bu parayı her zaman bizi seven devletimiz basar ve piyasaya sürer. Çok şükür böyle bir güce ve yeteneğe sahiptir. Aslında bu bir serap gibi insanların elinin bollandığını, zenginleştiğini gösterir ama mallara erişim açısından bunun tam tersi gerçekleşir. Yani enflasyon herkesin elindeki malın, paranın gayrimenkulün değerini, şişme oranında azaltır. Bu enflasyon farkını da emisyon farkı olarak devlet baba piyasaya verdiği için dolaylı olarak devlet aradaki farkı karınızı, malınızı bir güzel değerlendirmiş olur. Yani özetlersem, Forbes’un Türkiye’nin zenginleri sıralamasında birinci çıkan Murat Ülker’in kendine sormadan cebinden alınan vergi 2 milyar dolar olmuştur.
Bu arada devletin emisyon ile para arz edip karını gerçekleştirmesi, kağıt ve mürekkep maliyetine ya da darphanedeki baskı maliyetine bağlıdır. Yani devlet bu emisyon olarak piyasaya sürdüğü enflasyon karşılığı parayı kendi politikalarına ve halkın ihtiyaçlarına göre harcayacaktır. Kendi önceliklendirdiği harcamalarla seçtiği kesimlere/kişilere kaynak aktarımı sağlayıp diğer kesimleri cezalandırabilecektir. Bu durumlarda popülist bir yaklaşım uygulanırsa asgari ücretlilerin maaşları kat be kat artarken orta gelirli ortadan kaybolacaktır. Zenginlerse tüm varlıklarınca vergilendirilmiş olacaklardır. Şu anda Türkiye’de olan budur.
Tabii bu piyasada rekabetçi üstünlüğü olan veya hacim itibariyle piyasaya hakim olan (oligopolistik) sektörlerdeki şirket veya kurumların daha hızlı büyüyeceğini söyleyebiliriz. Bu şanslı şirket ve kurumlar pazar paylarını artırıp mali yapılarını sağlamlaştırabilecektir. Ama şunu da belirteyim bu mali yönetim gerçekten büyük ustalık ve adanmışlık ister. Odaklanmak ister.
Enflasyonla Bazıları Zenginleşecek
Ellerinde nadir mallar bulunan gayrimenkul sektöründe, bazı ithal mallarda, piyasaya kısıtlı arz edilen yerli üretim ürünlerinde gerçek fiyatın enflasyon üzerinde oluşması normaldir. Bunlar da enflasyonla zenginleşen gerçek piyasayı temsil eder. Yani enflasyonla zenginleşen yukarıda anlattığım piyasada bir de yukarıda anlattığım emisyon farkı ile zenginleşen kişi ve kurumlar vardır.
Buna çare olarak da hükümetler kamu harcamalarını artırıp, popülist politikalara yönelerek seçtikleri bazı grupları daha fazla tercih edeceklerdir. Böylelikle enflasyon adaletsiz bir vergi, keyfi bir yatırım ve haksız zenginleşme oluşturacaktır.
Bunu gören teknokratlar önce felaket olarak gördükleri ama kendilerine verdiği vergilendirme imkanı ve dayanılmaz harcama gücüyle devamını önleyemedikleri zorunlu enflasyonun kronikleşmesine müsaade edip, tiryakisi olacaklardır. İşte enflasyonun dayanılmaz ağırlığı tam da buradadır.
Besim Üstün
Ekonomi eğitiminin ardından, yine ekonomi alanında MBA yapan Besim Üstün, birçok devlet kurumunda çalıştıktan sonra, özel şirketlere danışmanlık yapmaya, üniversitelerde konuk öğretim elemanı olarak dersler vermeye başladı. Ulusal ve uluslararası şirketlerle olan çalışmalarının yanında, dönem dönem ekonomik analiz yazıları yazmaktadır.