5. Sayı / 3. Kısım
Zakkum, Covid-19, Trump
1988 Türkiyesi, Kanser, Özal benzerliği
Eczacı Prof. Dr. Ekrem Sezik yazdı.
Yapısında zehirli maddeler bulunan zakkumun, 1988'de bilimsel yollar atlanarak kanseri önlediğinin yayılması, maalesef dönemin siyasilerinin gündemi değiştirme amacı ile bunu desteklemesi, belki de birçok canın yitirilmesine sebep oldu. Bugün, Trump ve destekçilerinin siyasi itkilerle ticari amaçlı bir girişimi öne çıkarması ile benzeri bir olay, ABD’de Covid-19 için yaşanıyor.
Bilime siyasetçiler, onların siyasi yatırımları ve bilime önem vermeyen iş adamları karışınca neler oluyor? Gelin beraber bakalım.
Zakkum
Zakkum, bilimsel adı Nerium oleander olan yabani bir Akdeniz bitkisi. Son elli yılda hem güzel çiçekleri ve hem de herdem yeşil olduğu için yollara, bahçelere dikiliyor ve hâttâ çiçekçilerde süs bitkisi olarak satılıyor.
Bitkinin her kısmı zehirli. Bu etki yapısındaki oleandrin denen kalp üzerine etkili olan madde ve benzerlerinden dolayı. Oleandrinin, klasik kalp ilacı dijitoksin gibi kullanılabileceği düşünülmüş ama zehirliliği çok yüksek olduğu için hemen vaz geçilmiş. Seksenli yıllardan itibaren çiçekçilerde süs bitkisi olarak da satılmaya başlandı ve salonlarımızda yerini aldı. Bu tarihten sonra her yıl, “Zehir Danışma Merkezleri” ne, çok sayıda zehirlenme vakası geliyor.
Zakkum’un her kısmı zehirlidir.
OLAYIN BAŞLANGICI
Phoenix Biotechology, San Antonio’da (Texas) bulunan bir firma. Web sitelerinde amaçlarını, anti-viral, anti-kanser ilaçlar ve nörodejeneratif hastalıklara karşı ilaç araştırmaları olarak belirtiyorlar. Zakkum bitkisinden hazırladıkları özel ekstrenin (özüt) bazı tümör hücrelerinin büyümesini durdurduğunu ileri sürüyorlar. Bu firmanın desteği ile Texas Üniversitesinin 9 araştırıcısı oleandrini maymun doku kültürü kullanılarak Covid -19’a karşı deniyor. Yapılan çalışma herhangi bir bilimsel dergide değil, şirketin web sitesinde Temmuz 2020 sonuna doğru yayınlanıyor.
Bu yayına göre: Oleandrin, koronavirüsün replikasyonunu (bir çeşit çoğalma yöntemi) bariz olarak yavaşlatıyor. Bu bulgulara dayanarak bitki ekstresinin Covid-19’da yüksek risk taşıyanlarda korunma ve tedavi edici olarak kullanılabileceğini ileri sürüyorlar!
TRUMP’IN COVID-19 TOPLANTISI
Ağustos başında, White House’da Trump’ın Oval Ofisinde “Covid -19 Takip Komisyonu” toplantısı yapılıyor. Toplantıya Trump da katılmakta. Bir süre sonra, bu toplantıya komisyon ile ilgisi olmayan aşağıdaki 2 kişinin de katıldığı ortaya çıkıyor.
o Andrew Whitney - Phoenix Biotechnology Genel Md. Yrd. ve CEO’su,
o Mike Lindell (MyPillow’un sahibi, Trump’ın yakın arkadaşı ve önemli destekçilerinden – MyPillow; yastık, çarşaf, yorgan üreticisi büyük bir firma!)
Bir süre sonra, Trump’ı, A. Whitney’ in toplantıya katılmasına İmar, İskân ve Şehircilik Bakanı Ben Carson ve Mike Lindell’ in ikna ettikleri anlaşılıyor.
Esas mesele bundan sonra başlıyor.
Trump’ın FDA’in oleandrini takviye edici gıda veya Covid-19’a karşı ilaç olarak onaylamasına istekli olduğunu ifade edildi.
TOPLUMA DUYURMA
o A. Whitney, Axios haber portalında zakkum ekstresi ve oleandrinin Covid-19 için tedavi edici olduğunu söyler ve araştırmayı açıklar. Axios, A.Whitney’in söylediğine göre, Oval Ofis toplantısında, Trump’ın FDA’in oleandrini takviye edici gıda veya Covid-19’a karşı ilaç olarak onaylamasına istekli olduğunu ifade ettiğini bildirir.
o M. Lindell yani MyPillow’un sahibi ve Trump’ın destekçisi ise Axios haber portalına verdiği mülâkatta, Temmuz’da Trump’ın “esas olarak FDA onu onaylamalı” dediğini belirtir.
o Axios haber portalı, Trump’ın daha önce de hidroksiklorokine destek verdiğini ve FDA’i hidroksiklorokin kullanılması için teşvik ettiğini, buna mukabil FDA’in yaygın, randomize bir klinik çalışma ile Haziran’da hidroksiklorokinin yararı olmadığını gösterdiğini ve böylece Trump’ın daha hızlı iyileşme ve koruma konusundaki bu teşvikinin geçersiz kaldığını ve toplumu yanılttığını belirtir.
Görüşmede, sunucu Lindell ‘in uyduruk ilaç satıcısı (snake-oil seller) olduğunu ve maddi çıkarı olduğu için bu çalışmayı desteklediğini söylemekte
o CNN’in meşhur sunucusu Anderson Cooper, Mike Lindell ile bir görüşme yapar. Görüşmede M. Lindell devamlı, 1.000 kadar insan üzerinde denendiğini ve iyi sonuçlar alındığını söylemekte. Anderson, bu çalışmanın nerede, hangi hekimler tarafından yapıldığını, nerede yayınlandığını sormakta, ama cevap yok! Görüşmede, sunucu Lindell ‘in uyduruk ilaç satıcısı (snake-oil seller) olduğunu ve maddi çıkarı olduğu için bu çalışmayı desteklediğini söylemekte. Lindell ise haber sunucusunu “bu şaşılacak tedaviyi yok etmeye uğraşan biri” olarak değerlendiriyor. Aralarındaki şiddetli tartışma 22 dakika sürmekte. İnternet’e “Anderson Cooper, Mike Lindell” yazdığınızda tartışmayı seyretmeniz mümkün, tavsiye ederim, çok ilginç.
o White House önünde bir gazeteci Trump’a bu konuyu sorar. Trump , “FDA’e oleandrin ile ilgilenin demedim” ama ”konuyu duydum, bakacağız, her değişik konu ile ilgileniyoruz” şeklinde cevap verdi. Yani kaçak güreşti ! (Bunu da “Trump Oleandrin” yazarsanız, seyredebilirsiniz).
o Phoenix Biotechology , FDA’e oleandrinin takviye edici gıda olarak satılması için müracaat eder ama reddedilir. Takviye edici gıda olması demek hiç bir kontrol olmadan satılması demek. Araştırma şirketi olduğunu söyleyen bir firma, zehirli maddeler taşıyan bir üründen para kazanmak için neler yapabiliyor? İnanılması güç, ama hakikat bu!
BİLİM ADAMLARİ NE DİYOR?
o Pek çok bilim adamı, Kanser araştırma merkezi yetkilileri, mesleki kuruluşlar, ilgili bilimsel dernekler, zakkum ve oleandrinin çok zehirli ve zararlı olduğunu değişik yollardan halka ve bilim dünyasına duyurdular. Halkın uyarılması gerektiği hakkında değişik televizyon, haber portalları ve gazetelerde konuşmalar, mülâkatlar yayınlandı ve hâlâ yayınlanıyor. Kısacası ortalık karıştı!
o Hâttâ bir bilim adamı, CNN’de “bu hakikaten saçmalık ve akıl tutulması” dedi.
o Bunlardan en ilginci: ABD Ordusu Tıp Merkezi Enfeksiyon hastalıkları merkezi de oleandrin ile bazı ön çalışmalar yaptıklarını ama yetersiz sonuçlar aldıkları için devam etmediklerini bildirmiş.
o “Covid-19’a ilaç bulundu” kampanyasının, Trump’ın yanlış Covid-19 politikasını örtmek için yapıldığı ve BUNUN, TRUMP’IN SEÇİM YATIRIMI OLDUĞU SÖYLENİYOR!
ÜLKEMİZDEKİ BENZER BİR ZAKKUM HİKAYESİ
Gelelim Ülkemize, Turgut Özal’ın başbakan olduğu dönemde, zakkum aylarca ülkenin gündemini meşgul etti. Kısaca bu olayı nakledelim.
o 10 Şubat 1988 tarihinde, TRT’de, Dr. Ziya Özel’in, bazı farmakoloji hocalarının, Tabipler Birliği Başkanı’nın bulunduğu bir açık oturum yapıldı. Tam 29 dakika sürdü. Açık oturumda, Dr. Özel zakkumu kanser ilacı olarak kullandığını ve sonuçlarını anlattı. Bilim adamları, ilaç geliştirmede kurallar olduğunu, doğrudan insan üzerinde ilaç olacak bir maddenin denenmesinin yanlış olduğunu ve benzeri bilimsel gerekçeleri fazla sert ve Dr. Özel’i küçümser şekilde anlattılar. Dedikleri doğru ama tarzları yanlıştı.
o Bu esnada ülkede gündem, Özal Hükümetinin bir bakanının yolsuzluk yaptığı ve pahalılık ile ilgili idi. Bu program ile, gündem birden değişti, NO (Nerium oleander’in baş harfleri) gündeme oturdu, diğerleri unutuldu.
O gün sayın Akarcalı’nın söylediği cümleyi hiç unutmam: “Hocalarım, ben bunu kamuoyuna nasıl açıklarım?” Ve açıklanmadı.
o Sağlık Bakanı Bülent Akarcalı, konuyu incelemek üzere 8 kişilik bir bilimsel komisyon kurdu. Komisyon, konu kanser olduğu için, onkolog ağırlıklı idi. Eczacı bilim adamı olarak sadece ben bulunmakta idim. Dr. Özel’in teslim ettiği 10 dosya incelendi, 8 tanesi daha önce kemoterapi aldığı için tedavinin başarılı olup olmadığına karar vermek mümkün olamadı. Bir hastanın kanser teşhisinin yanlış olduğu, 1 hastanın ise sadece NO tedavisi gördüğü anlaşıldı. NO’nun bilimsel yollarla denenmesi konusunda komisyon anlaşamadı. Sonunda, bilimsel komisyonlarda adet olmayan şekilde, oylama yoluna gidildi. Oylama sonucu: Bilimsel yolla araştırılmasında yarar var - (4), değmez - (4). Yani oylar eşit çıktı. Ben denenmesinde yarar var diyenlerdendim. O gün sayın Akarcalı’nın söylediği cümleyi hiç unutmam: “Hocalarım, ben bunu kamuoyuna nasıl açıklarım?” Ve açıklanmadı.
o Sağlık Bakanlığı, konuyu incelemek üzere tekrar bir komisyon kurdu. Ben bu komisyonun da üyesi idim. Komisyon denenmesinde yarar olduğunu düşünenlerin ağırlıkta olduğu üyelerden meydana geliyordu. Yani Bakanlık NO’ya yol açma niyetinde idi. Komisyonda İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nijad Bilge, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Kasım Cemal Güven, Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. K. Hüsnü Can Başer ve diğer hekim üyeler bulunmakta idi. Komisyon NO’nun bilimsel yollardan denenmesi kararını aldı. Ben ve Prof. Başer (dalımız icabı) bitkinin toplanması, standardizasyonu; Prof. Güven standart ampul şeklinde ürünün hazırlanması; Prof. Bilge de tarafımızdan hazırlanacak standart ürünlerle Onkoloji Enstitüsü’nde bilimsel yolla konuyu araştırmayı üslendi.
Böylece, NO’nun bilimsel yoldan Türkiye’de denenmesine başlama fırsatı kaçmış oldu. Yıl 1988.
o Komisyon kararını Dr. Özel’e bildirmek üzere ben ve Prof. N. Bilge görevlendirildik. Kararlaştırılan tarihte, İstanbul’a gittim, Onkoloji Enstitüsü’nün bir odasında Prof. Bilge ile Dr. Özel’i beklemeye başladık. Geç de olsa avukatı Burhan Apaydın ile geldi. Kendisine komisyonun ve dolayısıyla Sağlık Bakanlığı’nın kararını anlattık. Maalesef kabul etmedi. “Bu araştırma grubunda benim de bulunmam lazım, benim elim değmeden olmaz” dedi. Kendisinin bulunmasının etik olarak mümkün olmadığını ve hukuki haklarının kaybolmayacağını anlatmaya çalıştık. Ama nafile! Kabul etmedi. Kendisinden istenen sadece ekstreyi nasıl hazırladığını bildirmesi idi. Nasıl hazırladığını tahmin ediyorduk ama yayınlarında bulunmadığı için, kendisinden yöntemi almamız gerekiyordu. Böylece, NO’nun bilimsel yoldan Türkiye’de denenmesine başlama fırsatı kaçmış oldu. Yıl 1988.
o NO çalışmasını Bakan Tınaz Titiz’e bağlı “Teşebbüsü Destekleme Ajansı” destekliyordu. Bir süre sonra, Tınaz Titiz’den randevu alıp, kendisini “Zakkum” konusunda düzenlediğimiz bir sempozyum’ a davet ettim. Gelmedi. Onunla konuşmam sırasında, o sırada Romanya’da bulunan Dr. Ana Aslan’ın Enstitüsü gibi bir enstitü kurulup, NO’nun burada kullanılmasının doğru olacağını söyledim. Bilmeyenler olabilir; Dr. Ana Aslan, prokaini (yerel anestezik bir madde) yaşlanmayı önleyici olarak kullanmaktaydı. Bizde bu mümkün değildi ve yapılamadı.
Yukarıda özetlediğim bilgiler, NO hikayesinin benim içinde yaşadığım kısımları. Peki “NO nasıl başladı ve devam etti?” derseniz. Onu da, bu kısmı takip eden bölümde özetledim.
NO’NUN HİKAYESİ
Dr. Özel ve zakkumun hikayesini, kısa bilgiler halinde özetleyelim:
- Özel NO ile çalışmaya 1966 yılında Muğla Devlet Hastanesi'nde iken başlar.
- Terminal safhada NO ile tedavi olarak iyileşen hastaları ilk defa 20 Eylül 1973'te Ankara'da yapılan 4. Balkan Tıp Günleri sempozyumunda sunar.
- Sempozyumdaki tebliğine bazı onkolog ve farmakolog üniversite hocaları, ilaç geliştirmede kullanılan yöntemlerin kullanılmadığını, zararlı olabilecek bir bitkinin ilk kademede insan üzerinde kullanılmasının doğru olmadığını belirterek itiraz ederler. Ardından NO tedavisinin yasaklanması yönünde Sağlık Bakanlığı'na müracaat ederler. (Bilimsel olarak bu doğrudur. İnsan üzerinde deney yapılabilmesi için, sırasıyla önce invitro, deney hayvanları üzerinde invivo, daha sonra farmakolojik çalışmalar yapılması, ondan sonra klinik deneylere başlanması gerekir. Doğrudan insan üzerinde deney yapılması insanı deney hayvanı gibi kullanma manasına gelir ki bu hem bilimsel hem de etik açıdan doğru değildir.)
- Özel, başka vakalarını Türk tıp dergisi Dirim'de yayınlar.
- Bu arada Sağlık Bakanlığı ve Tabip Odalarının Dr. Özel ile ilgili bazı yaptırımları olur.
- Özel, 1985'te NO ekstreleri ile ilgili patent başvurusunu ABD Patent ve Müseccel Marka Ofisi'ne yapar.
- 1987 Sandoz’un (Şimdi Novartis) İsviçre Laboratuvarları’nda biyolojik aktivite deneyleri yapılır. NO ekstresinin immünomodülatör (bağışıklık sistemi düzenleyicisi) etkiye sahip olduğunu tespit edilir. Dr. Özel’in, ifadesine göre “Değişik nedenlerden dolayı Sandoz ile irtibat devam etmez.”
- 1988 yılında, NO ekstresinde bulunan etkili maddeleri tespit etmek ve elde etmek amacı ile Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden bir profesör ve Münih Üniversitesi Farmakoloji Enstitüsü araştırıcıları ile bir araştırma grubu kuruldu. Dr. Özel de bu grubun içindedir. Araştırmalar sonucunda, bağışıklık sistemi düzenleyicisi olan bazı polisakkaritler elde edildi. Bu sonuç 17-22 Temmuz 1990'da Almanya'da Bonn'da toplanan “Biology and Chemistry of Active Natural Substances (BACANS)” sempozyumunda sunuldu. Ben de toplantıya katıldığım için Dr. Özel ile 2. defa, bu toplantıda görüştüm. Daha sonra, bu araştırma grubu da dağılır.
- Özel,1992 yılında ABD, 1995’de ise Avrupa patentini alır.
- Özel, 1995'te bir Amerikan şirketi olan Pharmaceutical Ventures Trust (daha sonra Ozelle Pharmaceuticals, Inc.) adını alan bir şirket ile anlaşır. Bu şirket NO ekstresini Anvirzel ( An: Anti, vir: virüs, zel: Özel'in zel'i) olarak tescil ettirir ve bazı laboratuvar (Faz I) araştırmalarını finanse eder.
- Anvirzel’in Faz I çalışmaları tamamlanmış, Faz II ise devam etmektedir.
- Bazı gazetelerde Anvirzel hakkında: “İlacın formülü dışarı sızınca Honduras'ta bir klinikte üretim ve satışına başlandı” şeklinde haberler bulunduğunu da belirtelim.
- Özel’in, Zakkum hikayesini ayrıntılı, ve kendi açısından değerlendirdiği bir kitabı var: “Dr. H. Ziya Özel ve Zakkum Gerçeği”. İnternetten indirmeniz mümkün.
- Önce NO sonra Anvirzel, HIV ve başka hastalıklarla ilgili de denenmeye devam edilmektedir. Ama 32 senede hâlâ ilaç olamamıştır.
DEĞERLENDİRME
Değil kanser sıradan bir hastalık için, doğruluğu değişik çalışmalar ile gösterilmemiş, bilimsel dergilerde yayınlanmamış, faz çalışmaları yapılmamış bir madde veya bitkisel ekstre için “tedavi eder, korur” gibi beyanlar yapılamaz.
Hele zakkum gibi zehirli bir bitki için böyle beyanlar hiç yapılamaz. Aklımda yanlış kalmadıysa, 1988’deki TRT yayınından sonra 2 kanser hastası yaprakları kaynatıp içti ve öldüler. “Bu kişileri kim öldürdü?” diye düşünmek yanlış olmaz.
1988’de Turgut Özal döneminde, gündemi değiştirmek için, TRT’de zakkumun kansere iyi geldiğini anlatan bir program ile gündem değişmişti. Esas gündem ne idi? Pahalılık, suistimaller...
2020’de bir benzerini , Trump ve destekçileri aynı bitkiyi kullanarak yaptılar. İlginç bir tesadüf!
Dr. Özel, 1988’de, yani bundan 32 yıl önce kendisine yapılan, yukarıda belirttiğim teklifi kabul etseydi, durum çok farklı olurdu diye düşünüyorum.
Bilime siyasetçiler, onların siyasi yatırımları ve bilime önem vermeyen iş adamları karışınca neler oluyor?
Belirtmek istediğim bir husus da siyasilerin dahlidir. Zakkum, önce Türkiye’de şimdi Amerika’da bunun tipik bir örneği. Birileri bir süre sonra bu konuyu “Covid-19 ‘a ilaç bulundu” diye yazarsa şaşırmayın.
Sağlık ve mutluluk dileklerimle, koronasız günlere...