Atıl Ünal, "adalet", "eşitlik" ve "demokrasi" gibi temel kavramların günümüzde nasıl herkesin kendi çıkarına göre yeniden tanımlandığını, değişmeyen tek şeyin insanın bencilliği olduğunu tartışıyor.
Ünal, Brecht'in "Kafkas Tebeşir Dairesi" oyunundaki meşhur velayet kararını hatırlatarak adaletin öznelliğini sorguluyor: hakim, çocuğu "nesnel olarak" hak eden öz anneye değil, onu büyüten ve canı yandığında bırakan üvey anneye verir. Benzer bir öznelliği kadına karşı şiddet davalarında da görüyor: "Hangi koşulda taciz kişisel bir suçtur, hangi koşulda failin bağlı olduğu kurum/kuruluşu da bağlar?" Amerikan seçimlerinde "adil seçim" talebinin tarafına göre değiştiğini — 2016'da adaletsizlikten şikayet eden tarafın 2020'de aynı sistemi savunması, tersi de geçerli — örnek gösteriyor.
Eşitlik ilkesi de eşitsizlik üretiyor
1789 Fransız İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirisi'nin "tüm insanlar özgür ve eşit doğar" ilkesinin, antik Roma'nın "primus inter pares" (eşitler arasında birinci) kavramıyla iki bin yıl önceden zaten çürütüldüğünü belirtiyor. Kadınları ikinci sınıf gören ama anayasada eşitlik yazan siyasetçileri, sınıf mücadelesi verirken kadın meselesini "tali" gören solcuları, başörtülü kadınları dışlayan laikleri örnek göstererek herkesin "eşitlik" kelimesini kendi çıkarına göre bükdüğünü anlatıyor.
Demokrasi de aynı akıbette
Platon ve Aristo'nun demokrasiyi "ayak takımının iktidarı" diye küçümsediğini hatırlatan Ünal, bugün de demokrasinin "bize uyduğunda meşru, uymadığında sorunlu" bir kavrama dönüştüğünü savunuyor; mahalle düzeyindeki basit bir örnekle (sokak köpekleri tartışması) bile "toplumsal ortak akıl"ın aslında çıkar çatışmasından ibaret olduğunu gösteriyor. Sonuç bölümünde "helal süt emmiş biri bulmanın zorlaştığını", herkesin kendi çıkarına uygun bir "helal" tanımı ürettiğini yazıyor.
Ünal'ın vardığı sonuç: sorun kavramların değişmesi değil, kavramlarla söylediğimiz yalanlar — hem birbirimize hem kendimize. "Tehlikeli olan, artık bencilliğin bilinçli ve farkında olarak yapılıyor olması... kavramları bencilliğimizle yok etmeye devam edersek, sonrasında hiçbir lisanda yeniden inşa edilecek temel kalmayacak."
