Hayatımızın orta yerine düşen Covid-19'un sebep olduğu adaptasyon sürecindeyiz son bir senedir. Çalışan tecrübesinde kalıcı değişimlere yol açan bu süreç, tüm alışkanlıklarımızı, beklentilerimizi ve performans yönetimimizi dönüştürdü; mental sağlık konusunda da yepyeni bir kapı araladı.
Değişmeyenler: iletişim ve takdir
İletişim, çalışan bağlılığının temel bileşeni olmayı sürdürüyor — belirsizlik dönemlerinde en kötü senaryoyu kolayca kurma eğilimimiz, netlik oluşturan iki yönlü iletişimi daha da kıymetli kılıyor. "Takdir edildiğini ve değerli olduğunu hissetme" ihtiyacı da değişmedi; sadece ekranlardan görüşülen bir düzende, şirketinin kendisine değer verdiğini hissedebilmek çalışanlar için çok daha önemli hâle geldi.
Esneklik ve güvenlik algısının değişimi
Covid öncesinde evden çalışmanın mümkün olmadığını söyleyen şirketler, artık işlerin esnek koşullarda da yürütülebildiğini gördü — bu da yurt dışı fırsatlara kapı araladı. Pandemi, güvenlik duygumuzun ne kadar kırılgan olabileceğini de hatırlattı; artık güvende hissetmek birincil düşünce hâline geldi. Çalışanların işlerinde kendilerini güvende hissedebilmesi için, onları istihdam edenlerin de aynı inançta olması gerekiyor.
İyi niyetin getirdiği bağlılık
İşten çıkarılma korkusu, çalışanların kariyer planlarını yeniden gözden geçirmesine yol açtı. Ama krizi başarıyla yönetebilmiş şirketler, çalışanlarından iyi niyet kazandı — bu da bağlılık ve memnuniyetin artmasını beraberinde getirdi. Belki de bu sürecin en güzel farkındalığı, şirketlerin çalışanlarının gerçek ihtiyaçlarını daha derin anlamaya çalışması, maddi tatminin yanına manevi tatmini de eşit seviyeye yükseltmesi oldu.
Rakamlarla hibrit çalışma talebi
Gartner anketine göre pandemi öncesinde çalışanların yalnızca %30'u muhtemelen uzaktan çalışacaktı; pandemi sonrasında bu oran %48'e çıktı. 4.700 bilgi çalışanının katıldığı Gelecek Forumu araştırmasına göre çalışanların sadece %12'si tam zamanlı ofise dönmek isterken, %72'si hibrit bir uzak ofis modelinin ilerlemesini istiyor.
Kuşaklara etkisi
Deloitte'un araştırmasına göre Z kuşağının neredeyse %30'u ve genç Y kuşağının çeyreği işini kaybettiğini ya da geçici ücretsiz izne çıkarıldığını belirtse de, her iki kuşak da pandemi sonrası dönemi "yeni bir başlangıç" olarak umutla değerlendiriyor. Pandeminin ekonomik belirsizliği birçok şirketi geçici işgücü ve freelancer iş birliklerine yöneltti — kalıcı bir çözüm olmasa da bazı çalışma modellerini etkilediği kaçınılmaz bir gerçek.
