6 Şubat depreminde bölgedeki haberleşme altyapısının neden çöktüğünü, Dünya Gazetesi Teknoloji Editörü ve elektronik mühendisi Kemalettin Bulamacı ile teknik açıdan konuştuk.
Hücresel ağ nasıl çalışır?
Türkiye'de sahayı kapsayan hücresel ağ, her biri 120 derecelik alanı kapsayan üç antenli baz istasyonlarından oluşan altıgen hücrelere bölünüyor. Türkiye'de yaklaşık 200.000 baz istasyonu ve 290.000'in üzerinde Cell ID var; operatörler beş farklı frekansta (800-2600 Hz) yayın yapıyor. Düşük frekans geniş alan kapsarken kapasiteyi düşürüyor, yüksek frekans ise dar alanda yüksek hız sağlıyor.
En zayıf halka: fiber bağlantı eksikliği
Türkiye'de baz istasyonlarının sadece yaklaşık %35'i fiber kabloyla ana ağa bağlı — bunun büyük kısmı da büyük şehirlerde, özellikle İstanbul'da yoğunlaşmış. Geri kalanlar birbirine kablosuz (Aeronet/RF) bağlanıyor; bu da bir baz istasyonu devre dışı kaldığında, ona bağlı tüm diğer hücrelerin de devre dışı kalmasına yol açan bir zincirleme etki yaratıyor.
6 Şubat'ta ne oldu?
Bölgede toplam 8.900 baz istasyonundan 2.451'i fiziki hasarla doğrudan kullanılamaz hale geldi. Ama kablosuz bağlantı zinciri yüzünden bu sayı çok daha fazla hücrenin devre dışı kalmasına yol açtı — bölgedeki fiberleşme oranının Türkiye ortalamasının (%35) altında, üçte birden düşük olması etkiyi büyüttü. Bulamacı bunu bir köprü yıkıldığında ikmal hattının kesilmesine benzetiyor.
Neden bu kadar uzun sürdü?
Müdahaleyi yapacak teknik ekiplerin kendisi de depremzedeydi; en yakın illerdeki ekipler de öyle. Baz istasyonlarının elektrik kesintisinde dayandığı yedek piller (1-5 saat) ve jeneratörler (mazot ihtiyacı) tükendi. Türksat'ın işlettiği 41 uydu bağlantılı mobil baz istasyonu ikinci gün bölgedeydi ama devlet koordinasyonuna ayrılmıştı; operatörlerin kendi mobil istasyonları da kar ve trafik nedeniyle gecikerek ikinci günde ulaştı, toplamda 418 mobil istasyon sahaya konuşlandı.
Ulusal Roaming neden devreye alınmadı?
Operatörlerin sağlam kalan baz istasyonlarını ortak kullanmasını sağlayacak "Ulusal Roaming" sistemi teorik olarak mevcuttu ve deprem günü gündeme geldi, ama devreye alınmadı — çünkü sistem Türkiye'de hiç test edilmemişti ve yetkililer arka plandaki yazılımsal değişikliğin tüm sistemi çökertmesinden korktu. (Ukrayna, savaş sırasında bu sistemi test etmişti ama orada enkaz altından arama gibi bir aciliyet yoktu.)
Kimin suçu?
Bulamacı, faturanın tek bir tarafa kesilemeyeceğini söylüyor: "Vatandaşından müteahhidine, belediye görevlisine, BTK'sına, operatörüne — bu işte masum bir Allah'ın kulu yok." Tek istisna, enkaz altında kalan ya da yakınını kaybeden insanlar.
Bir sonraki büyük afete hazırlık için öneriler
Ulusal Roaming sistemini gerçek koşullarda test etmek
Tüm baz istasyonlarına fiber bağlantı zorunluluğu getirmek
Her istasyona uydu yedeği sağlamak
Antenlerin motorlu (açı kaybında otomatik düzelen) olmasını sağlamak
Enerjide jeneratör dışında rüzgâr ve güneş enerjisi gibi alternatifler geliştirmek
"Amaç belli: haberleşmenin çökmemesi."
