Medyanın toplumlarda cinsiyet eşitliğini sağlamada oynayabileceği dönüştürücü role kuvvetle inanıyorum. Cinsiyete duyarlı içerik oluşturarak, klişeleri kırarak ve kadınları bir istisna değil günlük hayatta liderlik rollerinde gösteren içerikler üreterek toplumsal dönüşüm güçlendirilebilir. Ne yazık ki bugüne kadar gördüğümüz, medyanın toplumsal cinsiyet eşitsizliğini sürdürme eğiliminde olduğu — araştırmalar, çocukların küçük yaşlardan itibaren medyanın sunduğu cinsiyetçi klişelerden etkilendiğini gösteriyor.
Reklamlar matematik performansını nasıl düşürüyor
Almanya, Amerika ve Türkiye'de gerçekleştirilen araştırmalar, medyanın kız ve erkek çocuklar üzerindeki stereotip etkisini 2018'den beri izliyor. 2020'de Almanya'da yapılan bir çalışmada, kız ve erkek öğrenciler önce matematik testine girip ortalama aynı sonucu aldı; ardından kadınların kozmetik ürün ya da yemek tarifi konusunda heyecanlandığı reklamları izlediler. Reklam sonrası tekrarlanan testte kız öğrenciler, aynı reklamları izleyen erkeklere kıyasla belirgin biçimde daha kötü performans gösterdi ve matematik yerine sözel görevleri tercih etti. Reklam öncesi kendilerini farklı meslek gruplarına %49 oranında yakın hisseden kızların bu aidiyet oranı, izleme sonrası %17'ye geriledi. Görüşülen kız öğrencilerin %90'ı daha fazla rol model istediğini söyledi.
Rol model eksikliği
Türkiye'de birçok meslek hâlâ yaygın olarak "erkek işi" sayılıyor; kadınlar kariyer seçim döneminden itibaren bir "erkek dünyasına" girdiklerini seziyor. South Dakota Eyalet Üniversitesi'nden gelişim psikoloğu Rebecca Martin, "Çocuklar 2 yaşına kadar klişeler geliştiriyor, izledikleri her şey beyinlerinde normalleşiyor; okul öncesi çocuklarda toplumsal cinsiyet klişelerini engelleyemezseniz sonraki düşünme biçimlerini de değiştiremezsiniz" diyor. Promundo'nun Başkanı Gary Barker de erkek çocukların erken yaştan "erkek olmak" için basmakalıp mesajlar aldığını, bu idealleri benimseyen erkeklerin yakın ilişki kurma olasılığının daha düşük, şiddet kullanma olasılığının ise daha yüksek olduğunu vurguluyor: "Cinsiyet eşitliğine sahip, şiddet içermeyen bir gelecek istiyorsak, kırılganlığı ve saygılı ilişkileri modelleyecek erkeklere ihtiyacımız var."
Ne yapılmalı?
Çocuklara yönelik TV şovlarında ve filmlerde erkek karakterler kızlardan %50 daha fazla yer alıyor; bilim ve sporla ilgilenen güçlü kız karakterler kadar, empati kuran ve barışçıl çözüm üreten erkek karakterlere de ihtiyaç var.
Çeşitli konularda kadın uzmanlardan oluşan bir veritabanı oluşturup içeriklerde sıkça kullanmak, içerikleri toplumsal cinsiyet perspektifiyle gözden geçirmek gerekiyor.
Medya endüstrisinin cinsiyet dönüştürücü içerik üretmeye ve karar alma pozisyonlarına erişimi kapsayan kendi kendini düzenleyen eşitlik politikaları geliştirmesi teşvik edilmeli.
Kültürümüzde değişiklik yaratmanın en kolay yolunun ekrandaki temsil olduğunu biliyoruz. Orada olmasını sağlarsanız, gerçek hayatta da olacaktır.
