7-8 yaşlarındaydım. Annem ve babam bir kasabada yaşadığı için ben şehirde daha iyi bir eğitim alabileyim diye dedem ve babaannemin yanında kalıyordum. Dedem — çok otoriter, gölgesiyle cümle âlemi korkutan biri — uzamış saçlarıma, gözüme giren kâküllerime kafayı takmıştı. Bir gün, ben itiraz etmeye bile fırsat bulamadan beni önüne oturttu ve saçlarımı kelimenin tam anlamıyla budadı. Uzun süre aynada kendime baktığımı ve çok üzgün olduğumu hatırlıyorum. O saçla ertesi gün okula gitmek ve bir dolu alaylı sözlerle baş etmek durumunda kaldım.
Sonra büyüdüm, ama düzen pek değişmedi
Geçen sene büyük yankı uyandıran "Unorthodox" dizisini seyrettiğimde, Hasidik Yahudi kadınların evlendiklerinde saçlarını kazıdıklarını ve sosyal ortamlara peruk takarak girdiğini öğrendim — belli ki evli kadın artık "sahipli"ydi, cazibesinin sembolü saçlarını başka erkeklere göstermesi yakışık almazdı. Aklıma yıllar önce seyrettiğim Hint filmi "Su" geldi: 8 yaşında dul kalan bir kız çocuğunun, o dönem Hindistan'da tüm dul kadınlara yapıldığı gibi saçlarını kazıtıp bir "aşram"a yollanışı işleniyordu. Mitolojiden bir örnek de geldi aklıma: lepiska gibi saçları olan güzeller güzeli Medusa, cazibesi yüzünden yılan saçlı bir canavara dönüştürülmemiş miydi?
Saçını ört, saçını aç, saçını topla
Mikro ölçekte başıma gelenler aslında coğrafya fark etmeksizin tüm hemcinslerimin kaderi miydi? Biraz araştırınca gördüm ki patriyarka kadın cinsinin saçlarına hep takılmış — sadece keserek değil, her türlü karışarak tahakküm kurarmış: Saçını ört, saçını kapama! Saçını beyaz bırak, saçını boya! Saçını aç, saçını topla! Din, siyaset — hiçbiri olmadı mı mahalle baskısıyla hep sinsi bir baskı kurar, işin köşesi bunu kendine hak görürmüş.
Saç erkeklerde de bir güç sembolü
Aslında saçın güçle özdeşleştirilmesi kadına özgü bir durum değil. Antropolojik araştırmalar, Afrika, Avustralya, Amerika ve Doğu Hint Adaları'ndaki ilkel kabilelerde saç kesilmesinin nice işkenceden daha etkili bir cezalandırma yöntemi olduğunu gösteriyor. Yunan mitolojisinde denizler tanrısı Poseidon, Pterelaus'a altın saç vererek onu ölümsüz kılar; ölümü ise kendi kızının bu saçı koparmasıyla gerçekleşir. Gücünü saçından alan Samson da biricik aşkı Dalila'nın saçını kazımasıyla gücünü kaybeder.
Bu yazı, kadın saçına kendi iradesi dışında uzanan gözleri, dilleri, elleri ortaya koymak için ve "nereden nereye gelmişiz, daha ne kadar yolumuz var" düşünelim diye yazıldı.
