Günümüz siyaset arenasında en çok kullanılan sözcükler arasında sahne, tiyatro, propaganda, algı yaratma gibi kavramlar yer alıyor. Postmodern siyaset düşüncesinde öne çıkan iki metaforik yaklaşımı — siyasal pazarlama iletişiminde "orkestrasyon" ve teatral kurgulanmış davranışlar için kullanılan "siyasal oyun/tiyatro" — Türkiye'deki ittifak siyaseti üzerinden ele alacağım.
"Orkestrasyon" metaforu
Çok sesli bir orkestrada, birbirine armonik açıdan bağlı ama ritim ve gelişimi bağımsız farklı sesler arasında bir ahenk vardır. "Orkestrasyon" kavramı, bir bütünleşik pazarlama iletişimi yaklaşımı olarak, farklı unsurların (parti, ideoloji, kimlik) ortak bir etki yaratmak üzere bir araya gelmesini ifade eder — parçaların toplamından daha fazla bir anlam üreterek. Ama bunun için her enstrümanın kendi partisyonuna sadık kalması, ana melodiden kopmaması gerekir; aksi hâlde sonuç kakofoni olur. Bu bakış açısıyla, farklı ideolojik geleneklerden partilerin oluşturduğu geniş ittifaklar, bir "orkestra şefi" gerektiren bir yönetim modeli olarak okunabilir.
"Zıtlıkların birlikteliği"
Postmodern siyaset kavramları akışkan biçimde anlamlarından uzaklaşıp değişebiliyor; "modern-muhafazakâr" gibi zıt kavramlar bir arada, muğlak biçimde kullanılabiliyor. Farklı ideolojik kökenlerden partilerin bir araya geldiği geniş ittifaklar için "yamalı bohça", "sofra", "Yedi Kocalı Hürmüz" gibi metaforlar sıkça kullanılıyor. Bu tür yapılar tutarlı görünmese de, kısmen seküler, kısmen muhafazakâr, kısmen ulusalcı unsurları bir arada barındıran karma bir siyasi denklemi temsil ediyor.
Z kuşağı ve akışkan siyasi kimlikler
Postmodern birey, özellikle Z kuşağı; farklı, kısa süreli, parçalı ilişkiler arıyor ve dayatmalar yerine katılımcılık istiyor. "Mış gibi" davranışları benimsemiyor, şeffaflığı ve sahiciliği önemsiyor. Siyasal markaya güçlü sadakat duygusu azalıyor, siyasi kimlikler internetteki "sil" komutu gibi kolayca terk edilebiliyor. Bu da sosyal medyanın siyasette etkileyici ama tek başına belirleyici olmadığını gösteriyor.
Siyasal tiyatro sahnesi
Postmodern dönemin ayırt edici özelliklerinden biri, siyasetin aşırı medyatikleşmesi ve günümüz demokrasilerinin "üretilmiş imajlar çağı", "gösteri siyaseti" olarak tanımlanabilmesi. Noam Chomsky'nin "Demokrasi, insanların oyuncu değil izleyici olduğu bir sistemdir" sözü, seçmenin siyasal sahneyi çoğu zaman sahne arkasından habersiz izlediği bu durumu özetliyor. Uluslararası örnek olarak, farklı ülke parlamentolarına hitap ederken her defasında o ülkenin tarihsel referanslarına (Martin Luther King, Pearl Harbour, Shakespeare, Fransız Devrimi) uyarlanmış söylemler kullanan bir devlet liderinin iletişim stratejisi, bu "çok kimlikli" siyasal iletişim tarzına örnek gösterilebilir.
Kimlik siyasetinin yükselişi
Postmodern siyaset pazarlamasında klasik sınıf çatışması yerini kimlik siyasetine bırakıyor; hedef kitle bölümlemesi, kitleler yerine topluluklara hitap etmeye evriliyor. Bekir Ağırdır'ın bölgesel modernleşme tipolojisine göre Marmara ve Ege modernleşmede öne çıkarken, Orta Anadolu ve Karadeniz kısmen, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ise henüz yeterli adımları atamamış durumda — bu farklı sosyo-ekonomik-kültürel katmanlar, seçmenin "hem o hem de bu" şeklindeki postmodern taleplerini şekillendiriyor.
Sonuç
Postmodern Siyaset Pazarlaması perspektifinden bakıldığında, günümüz siyasetini eski parametrelerle okumak artık mümkün değil. Çok katmanlı, çok aktörlü, çok gündemli ittifak yapıları, siyasetteki siyah-beyaz ayrımların yerini gri tonların aldığı bir döneme işaret ediyor. Seçmen, akılcı olduğu kadar duygusal ve kültürel deneyimlerin etkisiyle oy kullanıyor — bu da siyasal pazarlamanın çok yönlü, katmanlı ve bütünleşik bir döngüsellik içinde ele alınmasını zorunlu kılıyor.
