Çoğu zaman karşındakine yüklenmek en kolayıdır. Hele ki söyleyecek çok da bir şeyiniz yoksa.
O kadar çok sayıda bilgi ve kavram karmaşasına maruz kalıyoruz ki, hangisine inanacağımızı şaşırıyoruz. Bu karmaşada kendi fikirlerimize ne kadar hakimiz? Kendi özgün fikrimiz olduğunu sandığımız düşüncelerin kaçı gerçekten bizim beynimizin ürünü?
Genel yayın yönetmenimiz Atıl Ünal tarafından kaleme alınan bu kısımda en temel problemlerimizden birine hatırlatma yapıyoruz: Fikri Fakirlik!
Günümüzün sorununu “Ötekini Tanımlarken Kendimizi Unutmaya Başladık!” olarak tanımlayan Atıl Ünal, unutmaya yönelik başarımızı da gözden geçiriyor. Kendi koşturmacamıza daldığımız bir yaşam akışı içerisindeyken bazen çok absürt detayları normalleştirebiliyoruz ve görmezden geliyoruz. Bir TV programının yardım kampanyasına alkış tutarken, aslında programın yaptığı yardımın belki de 5 katını kazandığını biliyoruz ama bunu unutup yaptığı ufak bir yardımı görmekle yetinebiliyoruz.
“Kimse taşın altına elini sokmuyor, iyi ki Haluk Levent var, ahbaplar var seviyesinde kalıyor. Çünkü çözüm üretmek değil, pozisyon almak yeterli geliyor.”
Belki de çuvaldızı kendimize batırmak için henüz geç kalmamışızdır. Düşünen birey olmak ve değişime önce kendinden başlamak için hiçbir zaman geç değil.
“Fikir sahibi olmak için bilgi sahibi olmamız gerekiyor ve şu anda ülkede “fikri fakirlik” yaşıyoruz.”
Yapılacak şey basit: her fikre açık olmakla beraber kendi düşünme yöntemlerimizi geliştirmek!
Keyifli okumalar dileriz.
Kategori: GenelTarih: 01 Ekim 2021, Cuma