TÜRKİYE’NİN KİTLESEL HİPNOZ ÖYKÜSÜ

TÜRKİYE’NİN KİTLESEL HİPNOZ ÖYKÜSÜ

“Zeytinyağlı Yiyemem Aman” türküsünü bilmeyeniniz yoktur, hatta eminiz ki türkünün adını bile içinizden melodisiyle okuyorsunuzdur. Böyle içimize işlemiş, eğlencelerimize yerleşmiş, farklı yorumcularla her döneme taşınmış bir türküyle karşı karşıyayız. Hem sıkça yorumlanmasıyla hem de üzerine yapılmış spekülasyonlarla adını da fazlasıyla duyuyoruz türkünün.

Spekülasyonlar ise komplo severlerin zeytinyağlılardan daha fazla ağzının suyunu akıyor gibi görünüyor. Basit bir Google aramasında bile “Zeytinyağlı Yiyemem Aman” türküsünün başına gelenleri kısaca görebilirsiniz.

Peki sizce “Zeytinyağlı Yiyemem Aman” türküsü dış mihrapların ülkemizi kıskacına almak için hazırlattığı tehlikeli bir silah mı?

Gıda Mühendisi Ebru Akdağ, türkünün üzerinde dolaşan kara bulutları bizler için aralıyor. Gerçekleri kanıtlarıyla birlikte paylaşıyor. Türküyü derleyen Muzaffer Sarısözen’e de değindiği yazıda okuyacaklarınızın sizi şaşırtacağını şimdiden söylemeliyiz.

‘’ABD, Türk halkını nasıl zeytinyağından soğutup mısırözü yağı ve margarin sever yapacağız diye hayıflanıyorlar. Sonra bir ışık çakıyor: türkü yaktıralım!’’

Her işin altında Amerika mı çıkıyor, yoksa biz mi sansasyon yaratmayı seviyoruz? Gerçekler ortadayken araştırmak yerine söylenene inanmak kitlesel hipnozun en belirgin özelliği. Zavallı zeytinyağı da değeri kimileri tarafından anlaşılmış, kimileri tarafında da margarine kurban gitmiş bir şekilde yaşamını sürdürüyor.

‘’Madem türküler böylesine etkili olabiliyor, başka hangi türkülerle kandırılmış olabiliriz acaba?’’

Keyifli Okumalar Dileriz.

Kategori: GenelTarih: 30 Ekim 2020, Cuma