Çoklu krizler çağında bildiğimiz reçeteler bir bir geçersiz kalırken, sürdürülebilirliği güncel bir trend olarak ele almak yerine bir paradigma değişimi olarak ele alabilirsek umudu yeşertebiliriz. Her gün yeniden şahit olduğumuz gibi güncel yaşamlarımızdan yaşam alanlarımıza, toplumsal olgulardan iş yaşamına topyekûn bir dönüşüm söz konusu. Rutin uygulamalar etkisiz hale geliyor, doğru bildiklerimiz geçersiz kalıyor, riskler farklılaşıyor, krizler eş zamanlı hücum ediyor.
Bir kitap kulübünden bir orman yangınına
Geçtiğimiz hafta üç kişilik mütevazı kitap kulübümüzde son okunan "Silah Adası" kitabının ardından iddiasız edebi bir tartışma başlattık: Ekolojik roman diye bir tür var mı, buradan yeni bir akım çıkar mı? Bundan tam bir hafta sonra Ege bölgemizdeki orman yangınlarının çığ gibi büyüyerek şehir merkezlerine kadar ulaştığı haberlerini kaygıyla takip ederken aklım bir anda bu tartışmaya döndü ve elim tekrar o kitaba gitti.
Amitav Ghosh'un "Silah Adası" kitabında böcek bilimci Lisa'nın hikâyesi var: Lisa, ağaçları içeriden yiyip bitiren kabuk böcekleri üzerine bir araştırma projesi başlatmış ve dağlık bölgeler ısındıkça bu böceklerin menzillerinin genişleyip kasabanın çevresindeki ormanları istila ettiğini fark etmiş. Belediyeye gidip uyarmış ama kimse umursamamış. O yıl uzun bir kuraklık olmuş ve tıpkı Lisa'nın uyardığı gibi büyük bir orman yangını çıkmış — devlet acil durum ilan etmek zorunda kalmış, iki kişi ölmüş, onlarca ev kül olmuş. Ama insanlar Lisa'yı suçlamış: "Yangını kendisi çıkarmış, araştırması için fon istiyormuş" diye bir söylenti dolaşmaya başlamış, ölüm tehditleri almış, birileri verandasına kurşun sıkmış.
Kurgusal olsa da her satırı üzerinde düşündüren bir pasaj. Ben bu satırları yazarken dahi Ege'deki yangınların anızdan, piknik ateşinden çıktığı, terör saldırısı olduğu, otel yapmak için çıkarıldığı gibi bir sürü ileti dolaşıyordu — hepsinin kaynağı belirsiz, kimsenin aklına bir uzmana danışmak gelmiyor.
İklim krizi eco-sosyal ve eco-ekonomik olguları da getiriyor
İklim krizini yalnızca yangınlar, şehirlere taşan seller, depremler gibi ani gelişen olaylarda görmüyoruz:
İklim değişikliği kaynaklı yaşanamaz duruma gelen topraklar, kaçak göç yollarını ve insan ticaretini yeniden canlandırıyor.
Yoksulluğu derinleştiren, nitelikli eğitimi baltalayan, eşitsizlikleri arttıran sonuçlar doğuyor.
İnsana yakışır iş ve ekonomik büyüme hedefinden taviz verdiren ekonomik kırılganlık büyüyor.
Aşırı uç ve marjinal ırkçı-ayrılıkçı görüşlerin güç kazanmasının yanı sıra barış, adalet ve güçlü kurumlar çoklu çatışma ortamında etkisini kaybediyor.
Bu atmosfer içinde markaların artan etki gücü, kurumlara orantısız bir sorumluluk yüklüyor; her afette, her toplumsal vakada gözler ilk olarak markaların ne yapacağına çevriliyor. Açık konuşmak gerekirse, sürdürülebilirlik ekiplerini en çok zorlayan iş, sürdürülebilirliğin çevresel performans geliştirme tarafı oluyor.
Sebeplerle değil, sonuçlarla uğraşmak
Kabuk böceklerinin popülasyonunun artmasının nedeni muhtemelen başka bir türün tükenmesi ya da göçmesiydi; ısınan hava ve kuraklık böceklerin bölgeyi istila etmesini kolaylaştırmış olabilir. O türü koruma altına almaya çalışmak çok erken bir farkındalık gerektirir ki bu oldukça nadir başarılabilen bir süreçtir. Genellikle farkındalık, orman yangınları çıktığında, yani artık çok geç olduğunda gelişir.
Tam da bu durumda sürdürülebilirlikçiler sebeplerle değil, sonuçlarla uğraşmak zorunda kalıyor. Kök nedene indiğimizde görüyoruz ki ekolojik zincirin işleyişi üzerindeki farkındalığımızı arttırmaya mecburuz — bu da yalnızca sürdürülebilirlikçilerin çabasıyla oluşturulabilecek bir farkındalık değil. Her bireyin, her topluluğun, her kurumun, her devletin bu farkındalığı arttıracak işler yapması gerekiyor.
Ekolojik farkındalık için bir okuma listesi
Biz de küçük bir topluluk olarak, sosyal medyada saatler geçirip öfkeyi körüklemek yerine kütüphanelerimizi birleştirmeyi seçtik. Ekolojik farkındalığı beslemek için kitap kulübümüzün okuma listesinden birkaçı: Yeryüzünün Zamanı (Marcia Bjornerud), Ağaçların Gizli Yaşamı ve Hayvanların Gizli Yaşamı (Peter Wohlleben), Bitkilerin Bildikleri (Daniel Chamovitz), Arıların Bildikleri ve Tohumların Zaferi (Thor Hanson), Yanan Ormanlarda 50 Gün (Yaşar Kemal), Silah Adası (Amitav Ghosh) ve Sapiens (Yuval Noah Harari).
Umarım ki mini kitap kulübümüzün kat kat üzerinde okuyucusu bol alan, sürdürülebilir bir gezegen amacını güçlendiren bir liste olur. Çoklu krizlerin çağında paradigma değişimine sürdürülebilirliği hakikatle sahiplenerek etkili bir yanıt oluşturabilme umuduyla...
