2012 yılında "tamamlayıcı tıp", "integratif tıp", "fonksiyonel tıp" gibi yeni kavramlarla tanıştım. Kendini "sağlık dedektifi" olarak tanıtan Paleo diyeti fanatiği Chris Kresser'ın gluten ve tiroid ilişkisi üzerine yazdığı bir makale, benim yalnızca glutene değil modern tıbba bakışımı da değiştirmişti. Haşimoto'nun bir bağışıklık sistemi hastalığı olduğunu, bağışıklık sistemini tedavi etmeden ilaçlarla iyileşmeye çalışmanın delinmiş bir kayığı kovayla boşaltmaya benzediğini söylüyordu.
Sekiz yıllık glutensiz yaşam
2013'ün ilk günü glutensiz beslenmeye başladım ve 8 yıl boyunca glutenin g'sini ağzıma koymadım. Bir ara Dr. Kharrazian'ın önerdiği otoimmün protokolünü de uygulayarak şeker, tahıl, baklagil, süt ürünleri gibi pek çok gıdayı diyetimden çıkardım. Kendimi çok iyi hissediyordum ve kan değerlerim de düzelmişti — 2 yıl içinde tiroid hormon ilacını bırakacak kadar. Yıllarca gluten, şeker ve süt ürünleri tüketmeden, her şeyi mevsiminde ve organik alarak yaşadım.
Ters köşe: bağırsak polipleri
Geçen yıl Temmuz ayında makattan kanama şikâyetiyle gittiğim gastroenterologda bağırsaklarımda polipler, hatta hafif displazi tespit edildi — kansere dönüşme riski taşıyan bir hücre bozulması. Sekiz yıldır çok dikkatli beslendiğimi düşünürken bu haksızlık gibi geldi. İki ayrı gastroenterolog, tam tersini önerdi: tam buğdaydan yapılan ekşi mayalı ekmek, lif ve B vitamini için önemliydi; kırmızı eti azaltıp baklagil ve mercimeğe yönelmeliydim; yoğurt da kolorektal kanserleri önlemek için öneriliyordu.
Şimdi geriye dönüp baktığımda, gluteni kestikten sonra tiroid değerlerimin düzelmesinin birçok nedeni olabileceğini düşünüyorum — belki paketli gıdaları bırakıp sebzeye yönelmemdi, belki buğday üretiminde kullanılan pestisitlerden uzak kalmamdı, belki de sadece o diyetin beni iyileştireceğine olan inancımdı. Emin olduğum tek şey, 8 yıl boyunca neredeyse tüm tahıl ve baklagili diyetimden çıkarıp kırmızı eti abartmamın beni geçen yazki sonuca götürmüş olması.
Fetva değil, kaynak kontrolü
Sonradan Yalansavar ekibinin eleştirel düşünce kriterleriyle geri dönüp baktığımda gördüm ki: Chris Kresser'ın uzmanlık alanı ne endokrinoloji ne gastroenteroloji, okuduğu bölüm akupunkturmuş; referans verdiği çalışmalar gluten intoleransı değil çölyak-tiroid ilişkisine bakıyormuş; önerdiği EnteroLab testleri sahtecilik yapıyormuş; iki yıl boyunca satın aldığım probiyotiklerin formülü sonradan içinde Crohn hastalığına yol açan bir bakteri tespit edildiği için değiştirilmiş. Besin desteklerinin (probiyotik, vitamin, bitkisel ilaç) küresel piyasa değeri 2021'de 145 milyar dolara ulaştı — onlar da artık sağlık endüstrisinin bir parçası.
Herkes kendi araştırmasını yapsın; ama yeni çıkan, son moda şeylere kapılmadan önce iyice araştırın, kaynakların güvenilirliğini değerlendirin ve nasıl medikal ilaçları doktorunuza sormadan almıyorsanız, internette önerilen destekleri de danışmadan almayın. Teyit.org ve Yalansavar.org gibi siteler, paylaştığımız bilgileri kontrol etmek için değerli kaynaklar.
