Yirmi veya otuz yıl önce kötü bir yemek çok önemli değildi ama şimdi önümde sayılı öğün var. Beğenmediğim her öğün, muhteşem olabilecek bir öğünün yerini alıyor.”
Manuel Tamayo Prats — üçüncü bölüm
Manuel’in üçüncü bölümün ortalarında kurduğu bu cümleyle, o ana kadar eleştirdiğim taleplerini, manasız bulduğum ısrarlarını, hatta izlerken beni yoran o titizliğinin tamamını anlamakla kalmadım; o dakikadan sonra, konforunun her detayını planlayabilmesi için içimde bir destek ekibi de o şımarık yaşlıya eşlik etmeye başladı.
Çok eski bir arkadaşından boşanmak istediği anda da hissettim bunu. Beğenmediği bir öğüne, nezaketsiz bir sohbete ayıracak yarım saati daha yoktu belli ki…
İçimde bir destek ekibi de o şımarık yaşlıya eşlik etmeye başladı.
Buenos Aires sokaklarında, sektörü, kariyeri ve hayatı tarafından geç yaşlarına bırakılmış huysuz bir gurmenin, iyi yaşama tutkusuna sıkı sıkı tutunmaya çalıştığı günleri izliyoruz.
Kırk yıl boyunca ütüsünden bütçe planlamasına, evinin mutfağından günlük rutinlerine kadar tüm hayatını organize eden emektar yardımcısı Celsa’nın vefatıyla başlıyor Manuel’in hikâyesi. Hayatını yalnızca kendi konforu üzerine inşa etmiş biri için o konforun bir sabah tepetaklak olmasının oldukça içinden çıkılmaz bir durum olduğuna kolaylıkla ikna olabileceğiniz şekilde kurgulanmış bir bölüm karşılıyor bizi.
Bir gün öncesinde (ithal geldiği için zor bulunan) kemiri yağı kullanılamadan yapılmak zorunda olan tatlısını yerken kaçan keyfi, bir gün sonrasında tabiri caizse tek başına yumurta bile kıramayan kendine kalıyor. Mutfağın hızla Manuel’in yaşayamayacağı bir hâle gelmesi, onu başlangıçta son derece yetersiz bulduğu Paraguaylı genç ve deneyimsiz yardımcı Antonia’yı (Majo Cabrera) işe almak zorunda bırakıyor.
Bu deneyimsiz genç kızın, evin hatırı sayılır bir bölümünü kaplayan gıda ürünleri arasından en basitlerini kullanarak hazırladığı eşsiz tariflerden ilham alıyor. En basit malzemelerle yaptığı bu yemeklerin, kibirli huysuz ihtiyarın hayatının ritminde yarattığı olağanüstü değişimleri izlemek; uzun zamandır bulamadığı motivasyon kaynaklarını ona, en kolay ve en iyi bildiği yoldan, küçük bir tencerenin içinde verebildiğini görmek, kendi hayat motivasyonum için de tarifsizdi.
“Bir solukta izlemek” tabirinin sonuna kadar hakkını veren bu durağan ve etkileyici yapım, Brandoni ve De Niro’nun enfes oyunculuklarıyla taçlanıyor. Bir süredir ekranda ve perdede eksikliğini hissettiğim birkaç noktada bana muazzam bir doyum yaşattı.
Manuel’in, Celsa’ya duyduğu gizli minneti yok saymadan onu aynı incelik ve ustalıkla hırpalayabilmesi ya da Antonia ile “bakımının” pazarlığına otururkenki kararlılığını izlerken, oyunculuğun iddiasız ve zarif unsurlarla devleşebilen detaylarına şahitlik etmeyi ne kadar özlediğimi gülümseyerek fark ettim.
Uzun zamandır, “bir şey” ve belki de kurgunun gerektirdiği aralıklarla “bir sürü şey” olmasına ihtiyaç duyarak tükettiğimiz işler arasında, ilk kez hiçbir şey olmasına ihtiyaç duymadığım bir komedi dram izledim. Dizinin adının tam olarak buradan geldiğini düşündüğüm anlar bile oldu.
İlk kez hiçbir şey olmasına ihtiyaç duymadığım bir komedi dram izledim.
Entrika, kaos ya da kocaman hikâye unsurlarından bahsetmiyorum. Diziyi izlerken, tam anlamıyla Manuel’in evde durmasının, yalnızca acıkmasının ya da ütü yapmaya çalışmasının bile izleyiciyi doyurduğunu düşündüğüm bir hikâyeydi.
Türkçeye “kotlet pane” olarak çevrilmiş, Arjantin ve Uruguay mutfağının geleneksel yemeklerinden biri olan milanesa yapımını izlediğimiz sahne bunun en güzel örneklerinden. Milanesa için en doğru eti seçmekle başlayan sahne, yemeğin yapılışı sırasında Antonia ve Manuel arasındaki harika sohbeti kendine fon müziği yapıp etin marinasyonunu en ince detaylarına kadar izleyebilmemizi sağlıyor.
Alışılagelen kullanım, ürün detayı izlediğimiz bu tip sahnelerin güçlü çekim teknikleri, etkili geçişler ya da ses efektleriyle desteklenmesidir. Tüm bu materyaller, böyle sahnelerde adeta görselin hizmetkârı olarak görevinin başındadır.
Nada’yı izlerken bunların hiçbirine ihtiyaç duymadım. Manuel kibirli ve onay beklemekten çok uzak tercihlerini anlatırken, Antonia’nın sessiz gülümsemeleri bana, böyle bir sekans için kullanılabilecek tüm çekim tekniklerinden daha vurucu geldi.
Üstelik o konuşmada karaktere dair daha önce bilmediğimiz tek bir şey öğrenmedik. Mühim bir ayrıntıdan bahsedilmedi. Bir sonraki sahne için beklenti uyandıracak bir referans verilmedi. Kaotik herhangi bir unsur ya da gizli bir gerilim yoktu. Yalnızca Antonia yine en iyi bildiği şeylerden birini yapıyor, hafif telaşlı özgüveniyle tezgâhın başında gülümsüyordu.
Sanırım Nada’nın gücü tam da burada: Yalnızca oyunculukta değil, hikâyenin ve kurgunun da iddiasızlıkla devleşebildiği yerde.
Yapımcılar; şef Narda Lepes, şef Francis Mallmann ve yemek gazetecisi Federico Oldenburg’un dizide gastronomi ve mutfak danışmanları olarak görev almasını sağlayarak, beş bölüm boyunca izlediğimiz yemekler konusunda da hiçbir detayı riske atmamayı başarmışlar.2
Sanat ekibinin, görsel becerilerini ortaya koymak için üstlendiği olağanüstü inceliklere vurgu yapmadan bitirmek istemem. Bir evin içinde, ana karakterin altı çizilen özelliklerine dair her detayı görebildiğiniz bir fotoğraf vardı. Mutfak sahnelerinde ara ara durdurup malzeme ve ekipmanları incelemek istedim. Bunun biraz benim yemek yapma işinin materyallerine olan düşkünlüğümden kaynaklandığını inkâr edemem. Ancak tüm hayatını yemek eleştirmenliğine adamış birinin mutfağını izlerken, izleyicinin bu geçmişe ikna olması adına gerçekten muazzam bir iş çıkarıldığını söyleyebilirim.
Hayat bizi istemsizce ve mecburen geride bıraktığında, elimizde kalan sayılı öğünün tadını çıkarmamız gerektiğini zarifçe hatırlatan bu güçlü ve harika beş bölüm, izlediğim en özel diziler arasındaki yerini kolaylıkla aldı.
Nada (Nothing)
2023 · Arjantin · komedi-dram · 5 bölüm
Yönetmen
Gastón Duprat & Mariano Cohn
Oyuncular
Luis Brandoni (Manuel Tamayo Prats), Robert De Niro (Vincent Parisi), Majo Cabrera (Antonia)
Dağıtım
Star+ (Latin Amerika), Disney+ (ABD ve Avrupa) — ilk gösterim 11 Ekim 20231
Mutfak
Narda Lepes, Francis Mallmann, Federico Oldenburg (gastronomi danışmanları)
Ayrıca
Aynı ekibin işleri: El Ciudadano Ilustre (Vatandaş Rıza), Competencia Oficial (Resmi Yarışma), El Encargado (Kapıcı)
Duygu Taylan’ın yazısı, yazarın fikrini değiştirdiğini dile getirmesi ile açılıyor. İzlerken onu yoran titizlik, sonradan anladığı bir ihtiyaca dönüşüyor: Önünde sayılı öğün kalmış bir adamın, kötü bir yemeğe ayıracak vakti yok.
Yazının asıl bulduğu şey ise milanesa sahnesinde. Kamera numarası yok, olay ilerlemiyor, bir sonraki sahne için kanca atılmıyor; yalnızca et marine ediliyor ve iki insan konuşuyor. Her bölümün üç çengel taşımak zorunda olduğu bir yayın döneminde, hiçbir şeyin olmadığı bir sahnenin seyirciyi doyurması küçük bir isyan. Dizinin adı da zaten bu.
Yazının açtığı kapıdan devam edeyim. Nada’nın hikâyesi bir ölümle başlıyor: Manuel’in ütüsünden bütçesine kadar kırk yıl boyunca tüm hayatını organize etmiş Celsa ölüyor. Ama dizi bu ölümü bir kayıp olarak değil, bir konfor krizi olarak kuruyor. Yerine Paraguaylı, genç, deneyimsiz ve ucuz Antonia geliyor.
Manuel sayılı öğünlerini sayıyor. Celsa’nın öğünlerini kimse saymamıştı.
Bunu dizinin kusuru olarak söylemiyorum; dizi bu düzenin fazlasıyla farkında. Söylemek istediğim şu: İyi yaşamak her zaman birinin emeğidir ve gurme kültürü, bu emeği en incelikle görünmez kılan alanlardan biridir. Tabakta gördüğümüz şey ustalıktır; görmediğimiz şey ise iş gücüdür. Dizideki üç dil (De Niro’nun İngilizcesi, Manuel’in porteño İspanyolcası, Antonia’nın Guaranísi) bu hiyerarşiyi sofradan önce kulakta kuruyor.
Hilmi Atıl Ünal
Genel Yayın Yönetmeni
Dizi künyesi ve yayın bilgileri için: Nada (TV series), Wikipedia. ↩
Gastronomi danışmanları hakkında: Tom Leão, Jornal do Brasil, Kasım 2023. ↩
