Gündem
Yapay Zeka: Normal Bir Teknoloji Yaşam: Hiçbir Şey Olmayan Dizi Yapay Zeka: Yapay Zekâ Çağında Hikâyeyi Kim Yazıyor?
İş ve İletişim Kültürü Dergisi
Yaşam

Duyusal Bir Karmaşa: Dil Haritası Efsanesi

Koku ve tat araştırmacısı Vedat Ozan, okullarda öğretilen 'dilin farklı bölgeleri farklı tatları algılar' efsanesinin nasıl bir yüzyıllık bilimsel yanlış anlaşılmadan doğduğunu, umami tadını ve tat-aroma farkını anlatıyor.

Duyusal Bir Karmaşa: Dil Haritası Efsanesi

Koku ve tat araştırmacısı Vedat Ozan, okullarda öğretilen ve kadeh tasarımlarına kadar yansıyan "dil haritası" efsanesinin — dilin farklı bölgelerinin farklı tatları algıladığı iddiasının — nasıl bir yüzyıllık yanlış anlaşılmadan doğduğunu anlatıyor.

Ozan, herkesin okulda öğrendiği "dilin ucu tatlı, yanları tuzlu-ekşi, arkası acı algılar" haritasının bilimsel olarak yanlış olduğunu; dilin her bölgesinin aslında her tadı algılayabildiğini vurguluyor — "denemesi bedava, dilinizin ucunu tuza veya limona değdirin." Bu efsanenin kökeni, David P. Hänig'in 1901'de yayımladığı "Tadın Psikofiziği" makalesine dayanıyor: Hänig, dilin farklı bölgelerinde belirli tatların algılanması için gereken uyarı yoğunluğunun (eşik değerinin) farklı olduğunu, yani bazı bölgelerin bir tada karşı biraz daha duyarlı olduğunu göstermişti — tatların sadece belirli bölgelerde algılanabildiğini değil.

Yanlış anlaşılma nasıl yayıldı?

Ozan, hatanın kaynağını tespit ediyor: Harvard'lı psikolog Edwin Boring, 1942'de yayımladığı kitapta Hänig'in duyarlılık haritalarını yanlış yorumlayarak bunları "dildeki alıcı bölgeler" olarak sundu. O günden bugüne bu hatalı harita ders kitaplarından kadeh tasarımlarına kadar tekrar tekrar dolaşıma girdi — Ozan'a göre 2021'de bile bu yanlış bilgiyi tekrar eden metinler yazılmaya devam ediyor.

Umami ve "tat" ile "aroma" arasındaki fark

Ozan, dört temel tadın (tatlı, tuzlu, ekşi, acı) yanına beşinci temel tat olarak eklenen umami'yi de anlatıyor: 1908'de Prof. Kikunae Ikeda tarafından kombu yosunu içeren et/balık sularında keşfedilen, 1985'e kadar bilimsel tartışması süren bu tat, glutamik asit tuzlarıyla oluşuyor. Okurlara evde yapabilecekleri bir deney öneriyor: burun tıkalıyken taze domates ile domates kurusu tadılıp karşılaştırıldığında hissedilen fark, umamidir. Çilek ya da süt gibi "tat" sandığımız birçok duyumun aslında koku duyusuyla (retronazal yolla) algılandığını, bu yüzden bunlara "tat" değil "aroma" denmesi gerektiğini belirterek yazısını bitiriyor.

Sayı 8 kısım 5 kapağı
Bu yazı Anlık Normal'in 8. sayısında yayımlandı.