"Enflasyonun da tiryakisi olunur mu?" diyorsunuz değil mi? Nasıl olunur, baştan başlayarak anlatayım. Mikroekonomi kitaplarındaki kitabi tanım şöyle: enflasyon, mal ve hizmet fiyatlarındaki genel artıştır; talep enflasyonu (para arzındaki artışla tetiklenen) ve maliyet enflasyonu (ham madde ve işçilik maliyetlerindeki artışın fiyatlara yansıması) olarak ikiye ayrılır. Ben derslerimde bunu kısaltırım: "Enflasyon, fiyatlardaki şişme; talep artışı, zenginlik ya da arzdaki kıtlık sebebiyle oluşan para arzıdır." Hatta derim ki "enflasyon aslında bereketsizlik demektir." Ki öyledir.
Murat Ülker ne kadar vergi ödedi?
Forbes'a göre Türkiye'nin en zengini yıllardır Murat Ülker; son yıllarda 2 milyar dolar kaybetmiş görünüyor ama hâlâ zengin, çünkü aslında bütün Türkiye kaybetmiş. Enflasyon, elinizdeki para veya malın değerini şişme oranında azaltır; devlet bu farkı emisyon yoluyla dolaylı olarak kendi lehine kullanır. Özetle, Forbes sıralamasında birinci çıkan Murat Ülker'in kendisine sorulmadan cebinden alınan "vergi" 2 milyar dolar olmuş.
Popülizm ve adaletsiz yeniden dağılım
Devletin emisyon yoluyla piyasaya sürdüğü para, kendi önceliklerine göre seçtiği kesimlere aktarılır; bu popülist yaklaşım uygulandığında asgari ücretlilerin maaşları katbekat artarken orta gelirli kesim ortadan kaybolur, zenginler ise tüm varlıklarınca vergilendirilmiş olur. "Şu anda Türkiye'de olan budur." Piyasada rekabetçi üstünlüğü olan (oligopolistik) sektörlerdeki şirketler bu ortamda daha hızlı büyür ve pazar paylarını artırır — ama bu, büyük ustalık ve adanmışlık gerektiren bir mali yönetim ister.
Enflasyonla zenginleşenler
Nadir mallara sahip gayrimenkul sektörü, bazı ithal mallar ve kısıtlı arz edilen yerli üretim ürünlerinde gerçek fiyatın enflasyonun üzerinde oluşması normaldir — bunlar enflasyonla gerçekten zenginleşen piyasayı temsil eder. Enflasyonla mücadelenin hamasi söylemlerle veya kısıtlayıcı düzenlemelerle yapılması ise, ticaret erbabının ilk fırsatta fazlasıyla zam yapmasına ve enflasyonu bir sarmala dönüştürmesine yol açar.
Enflasyona alışmak: gerçek olmayan bir mutluluk
Ticaret erbabı en zor durumda bile hayatta kalmayı başarır, inkârla (denial) bir tür mutluluğa erer — ama bu gerçek bir mutluluk değildir. Sonunda herkes daha fakir, ihtiyaç içinde ve tatminsiz kalır. Adaletsizliği, keyfiliği görenler önce felaket olarak nitelendirdikleri ama kendilerine sağladığı vergilendirme ve harcama gücü nedeniyle önleyemedikleri kronik enflasyona zamanla tiryaki olurlar. Bu döngü kırılabilir mi? Zor. Popülizm tiryakiliğinden kurtulan bu döngüyü de kırabilir — ama böyle bir tiryakiliği sona erdiren bir yöntem henüz bulunamadı.
