Gündem
Yapay Zeka: Normal Bir Teknoloji Yaşam: Hiçbir Şey Olmayan Dizi Yapay Zeka: Yapay Zekâ Çağında Hikâyeyi Kim Yazıyor?
İş ve İletişim Kültürü Dergisi
İş Dünyası

Turizmin Bilinmeyen Yolları: Kaybettiğimiz Nitelikli Turist

Gezgin ve turizmci Hakan Çokgezen, Türkiye'nin muazzam turizm potansiyeline rağmen 'Her Şey Dâhil' modeliyle nitelikli turisti nasıl kaybettiğini ve sektörün yapısal sorunlarını TÜRSAB verileriyle anlatıyor.

Turizmin Bilinmeyen Yolları: Kaybettiğimiz Nitelikli Turist

Dünyadaki turizmciler mükemmel destinasyonu hayal ettiğinde tek bir cevaba ulaşıyorlar: Türkiye. Dört mevsimi aynı anda yaşayabileceğiniz, insanlık tarihinin bütün medeniyetlerine ev sahipliği yapmış, bereketli topraklarıyla harika bir gastronomisi olan bir ülke. Peki bu potansiyelin karşılığını gerçekten alabiliyor muyuz?

Kısa tarih: 1980'lerden bugüne

Türkiye'de turizm ancak 1980'lerden sonra devlet politikası haline geldi; 1982 Turizm Teşvik Kanunu sektörü kurumsallaştırdı ve 1980'lerin sonunda turist sayısı beş kat, turizm gelirleri on kat arttı. 1990'larda kitle turizmi politikaları turizm gelirlerini 2,5 kat artırırken, "Her Şey Dâhil" pansiyon modeli en küçük tesislere kadar yayıldı. 1991 ve 1999'daki krizler turizm paydaşlarını iç pazara yönlendirdi — bu, o günden bugüne sektörün "can suyu" oldu.

Rakamlar ne diyor?

TÜRSAB verilerine göre turizm gelirleri 2003'te 13,8 milyar dolardan 2019'da 38,9 milyar dolara (GSYİH'nin %5,1'i), pandemi çöküşünün ardından 2022'de 46,3 milyar dolara ulaştı. Ama ortalama turist harcaması dalgalı: 2003'te 850 dolarken 2018'de 669 dolara kadar geriledi. Çokgezen'e göre 1980'lerde başlayan turizm hareketi 2000'lerde zirveye ulaştı; sonrasında turist sayısı artsa da ekonomik anlamda istediğimizi alamadığımızı kabul etmek gerekiyor.

Asıl mesele: "Her Şey Dâhil" modelinin bedeli

2000'lerin başında kollarımızı açarak kabul ettiğimiz Her Şey Dâhil modeli tesisleşmeyi hızlandırıp deniz-kum-güneş müşterisini ülkeye çekti, ama nitelikli turisti kaybettirdi. Bugün Türkiye, otelden çıkmayan, para harcamayan, düşük fiyatlarla "pax sayısı" uğruna pazarlanan turistlerin ülkesine dönüştü. 1980'lerde Anadolu turları yapan Amerikalı ve Avrupalı turistleri artık mumla arıyoruz — çünkü her turisti "potansiyel kazıklanacak insan" olarak gördük, bir daha gelmeyecekmiş gibi fahiş fiyatlar uyguladık; sattık, ama bir daha gelmediler.

Tek pazara bağımlılık ve destek eksikliği

Avrupalı gelmeyince Ruslara, onlarla kriz yaşanınca Ukraynalılara, o da olmayınca Araplara yaslandık — Akdeniz bölgesinin kaderini tek pazarlara teslim ettik. Pandemi döneminde diğer sektörler destek alırken turizmciler hiçbir yardım göremedi; coğrafi felaket, terör ya da pandemi karşısında kamunun da özel sektörün de hiçbir zaman bir B planı olmadı.

Kültürü değil, resort'u pazarladık

Kültürü ve doğayı pazarlamamız gerekirken yıllarca plaj ve resort oteli pazarladık — turizm reklamıyla inşaat projesi reklamı arasında bir yere sıkıştık. Rakiplerimiz çok daha az maliyetle nokta atışı tanıtım yaparken, biz destinasyonun özgün özelliklerini değil tesis kalitesini öne çıkarıyoruz. Turizm kurumları arasındaki anlaşmazlıklar ve rekabet, sektörün ortak bir masada buluşmasını engelliyor.

Hedefe nasıl varabiliriz?

  • Turizm profesyonellerini küstürmeden daha fazla insan yetiştirerek

  • Sermayesi turizmden gelmeyen, kaynağı belirsiz oyuncuları sektöre sokmayarak

  • Sayılarla kendimizi kandırmaktan vazgeçip gelir odaklı, nitelikli turist hedefleyerek

  • Her bölgenin gerçek potansiyelini belirleyip buna uygun beş yıllık planlar yaparak

Harika bir ülkede yaşıyoruz — insanlık tarihinin ve medeniyetlerin abartısız beşiği bir coğrafyadayız. Sadece yapmamız gereken tek şey, kendimizi sürekli geliştirmek ve kendi hakkımız olanı kendimize vermek. Başkalarını kandırdığımızı düşünürken kendimizi kandırmayalım yeter ki!

Sayı 22 kısım 5 kapağı
Bu yazı Anlık Normal'in 22. sayısında yayımlandı.