"Future Normal / Geleceğin Normali" kitabı, iş dünyasında amaca yönelik, anlamlı yaşamı hedefleyen liderler için bir rehber niteliğinde. Kitap, işinizi sadece kâr amacı gütmenin ötesinde topluma ve çevreye olumlu katkılar sağlayacak bir şekle nasıl dönüştürebileceğinizi sorguluyor. Uzun yıllardır iş dünyasında tek bir soruya odaklanılmıştı: Kârı nasıl maksimize ederiz? Bu bakış açısı eksik ve yetersiz — liderlerin organizasyonlarını sadece para açısından görmesine, uzun vadeli değerin ve toplum üzerindeki etkilerin göz ardı edilmesine yol açtı.
Sekiz soru
Kitap, işletmenizi "Geleceğin Normali"ne taşıyacak sekiz soru etrafında şekilleniyor:
İşletmenizin vizyonu, yaşamak istediğiniz dünya ile paralel mi?
İşletmeniz dünyamızla uyumlu mu?
İşletmeniz tüm paydaşlarından geri bildirim alıyor mu?
İşletmeniz doğru ölçekler kullanıyor mu?
İşletmeniz, insanları motive edecek bir iletişim dili kullanıyor mu?
İşletmeniz, doğada bıraktığı ayak izinin farkında olup adımlarını dikkatli atıyor mu?
İşletmeniz doğadan öğreniyor mu?
İşletmeniz liderlik yaparken başkalarını destekliyor mu?
Eğer bu sekiz sorudan birine yanıtınız "hayır" ise, işinizi dönüştürmeniz gerekiyor. Yazarın vurguladığı ilk soru üzerinden bir örnek: JP Morgan ve ExxonMobil gibi büyük şirketlerin bilinen vizyonları, sadece kendi başarılarına odaklanan dar bir bakış açısı dillendiriyor. Yazarlara göre bu şirketlerin vizyonlarını gözden geçirmesi gerekiyor.
Normal iş süreci bir playback konser, dönüşüm bir orkestra
Normal iş süreçleri, playback yapılan bir konser gibidir: planlamadan emin olmalı, doğru çalışanları işe almalı, prova etmeli, izleyicileri gözlemleyip mutlu etmelisiniz — bir sorun yaşamazsınız. Ama normal iş süreçlerinin dışındaki dönüşüm süreçleri bir orkestra performansı gerektirir; şirketin farklı departmanları ahenk içinde çalışarak bir harmoni yaratmalıdır. Lider, bu dönüşüm orkestrasının şefidir — onsuz prova yapılamaz, başarı da başarısızlık da ona fatura edilir.
Değişime direnç neden bu kadar güçlü?
Temel neden, liderlerin geçmişin doğrularına sıkıca bağlılığıdır. Değişim çaba gerektirir; yeni anlayışlar edinmek zordur. Liderler kariyerlerini sorgulamaktansa genellikle eski doğruları korumayı tercih eder. Hâlbuki iş dünyasında her şey değişkendir, işin kendisi bile — sadece işinizi üzerine inşa ettiğiniz felsefe kalıcıdır ve bu, gelecek nesillere miras bırakabileceğiniz şeydir.
Ben zaten gelecekte yaşamaya çabalıyorum. Toplumumuzda üzülerek gördüğüm bir geçmişe öykünme var. Peki geçmişimiz bu kadar ihtişamlı idiyse, bugün niye bu durumdayız? Bence bütün bu sualler absürt — çünkü gelecek gelse de değişim yaratamazsak, gelecek kuşaklar da bugünün şartlarına göre hareket edecek. Biz bugünden gelecek öngörülerimizi sağlam yapabilirsek, gelecek kuşağa iyi bir temel bırakmış oluruz. Yoksa geçmişte yaşamaya devam ederiz.
"Mutlu et, mutlu ol"
İşletme değerinin, toplum geliştiğinde optimize edildiği savunuluyor kitapta — para kazanmak, toplumdan izole bir şekilde değil, toplumun bir parçası olarak gerçekleşir. Üç varsayım: sorduğumuz sorular önemlidir, işletmeler toplumumuzu ve çevremizi şekillendiren araçlardır, işin gerçek değeri çevresindeki toplumsal refahı arttırdığında gerçekleşir. Biz Yıldız Holding'de herkesin mutlu olduğu bir dünya hayal ediyoruz ve bunun için "mutlu et, mutlu ol" manifestosuyla ilerliyoruz.
