Bazı haberleri görünce gıda endüstrisinin, basının ve hatta bilimin nasıl sağa sola savrulduğunu görüyorum ve üzülüyorum. "Yulaf sütünden yapılmış tuzlu karamelli çikolataların piyasaya sürüldüğü" gibi haberler, ideolojik amaçlarla "işlenmiş gıda endüstrisini" şeytanileştirenlerin ekmeğine yağ sürüyor. ABD'nin ünlü Gıda Bilimi profesörlerinden Robert L. Shewfelt'in Türkçeye yeni çevrilen "İşlenmiş Gıda Yanılgısı" kitabı tam derde deva oldu.
Hayali Gıda Diyarı
Shewfelt, günümüz yaşam tarzına uygun olmayan bir "Gıda Fantasyland" (Hayali Gıda Diyarı) yaratıldığını söylüyor. Bu hayali diyarın gerçekmiş gibi gösterilen fantezilerinden bazıları: büyük-büyükannelerimizin gıda tüketimi imkânları bizimkinden daha iyiydi; tarımın sanayileşmesinin toplum üzerindeki etkileri tamamen olumsuzdur; kimyasal madde kullanmadan yetiştiricilik yapabiliriz; bir gıdanın içindeki bileşen sayısı, niteliklerinden daha önemlidir.
"Yaşamımız için elzem olan gıdalarımızın keyfi bir dizi kurala veya abur cuburların aşırı tüketimine indirgenmesi beni endişelendiriyor" diyor Shewfelt. Bilim gerçeğin ta kendisi değil; bilim gerçeğe her gün bir adım daha yaklaşmak demek. Ama beslenme ve gıda bilimlerinde kesinlik göstermek fizik ve kimyadaki kadar kolay değil — medyada bilim adına duyduğumuz çoğu şey, münferit bir araştırmanın sonuçlarından cımbızlanan, fazlaca basitleştirilmiş bir ifade.
Üç iddia, bilimsel kanıtlarla çürütülüyor
Shewfelt kitapta üç yaygın iddiayı çürütüyor: işlenmemiş gıdalar daima işlenmiş gıdalardan daha iyidir; doğal iyidir, yapay kötüdür; bilim ve teknoloji gıdalarımıza burnunu sokmamalıdır. Aslında evimize soktuğumuz gıdaların tümü neredeyse işlenmiştir — işlenmemiş olanları ise genelde biz mutfakta işleriz. Şişe suyu içmeyenimiz yoktur; ama bu ürün hem işlenmiş hem ambalajlıdır.
Mini havuç örneği
Shewfelt, çoğumuzun işlenmiş değil taze ürün olarak kabul ettiği mini havuç örneğini veriyor: "Bir mini havucun tarladan pazara kadar attığı adımlar; hasat, yaprakların yolunması, işleme tesisine taşınması, yıkanması, klorla dezenfekte edilmesi ve buzlu suda soğutulmasıdır. Kalınlığa göre sıralandıktan sonra 4 cm'lik parçalar hâlinde kesilir, kabaca soyulur, cilalanır, tartılır, paketlenir. Her ne kadar bunlar da büyük şirketler tarafından üretilen işlenmiş ambalajlı ürünlerse de niyeyse bizde bir korku yaratmaz."
Obezite ve basit çözümlerin ötesi
Kronik bir sorun haline gelen obezitenin nedeni olarak sıkça işlenmiş gıda gösteriliyor. Ama sorun tek başına bu ürünler mi, yoksa aşırı tüketimi mi? Bilimin geldiği nokta obezitenin altındaki temel sorunları net olarak ortaya koyamasa da, bunun sadece bir enerji dengesi formülünden çok daha kompleks olduğunu gösteriyor — genetik de işin içinde, annenin hamilelik dönemindeki beslenme biçiminin bile çocuğun hayatı boyunca obez olmasına yol açabileceğine dair kanıtlar artıyor. Kitapta, obezite savaşını kazanmak istiyorsak basit çözümlerin ötesine bakarak daha derin çözüm arayışlarına yönelmemiz gerektiği belirtiliyor.
