Türkiye'nin ilk ve en büyük anne-bebek ürünleri mağazası ebebek'in kurucusu Halil Erdoğmuş ile start-up serüvenini, on kadar yatırım reddini ve "hızlı uyum sağlamanın" önemini konuştuk.
bebek.com'dan ebebek'e
2000 yılında Superonline'ın ana sayfasında "superbebek.com" adlı bir siteyi görünce bebeklerle ilgili bir içerik sitesi kurup reklam geliri elde etmeyi planlayan Erdoğmuş, aslında ilk hedefinin enucuz.com.tr olduğunu ama ODTÜ'nün domain'i vermediğini anlatıyor. bebek.com içerik sitesi olarak başladı; ama 2000-2001 ekonomik krizinde reklam bütçeleri kesilince, henüz internetten alışverişe kimsenin güvenmediği bir dönemde e-ticarete yönelerek ebebek.com'u kurdular. İnsanların ürünleri deneyimleyerek almak isteyeceğini öngörüp dünyada az rastlanan "click-to-brick" modeliyle fiziki mağazalara da açıldılar — bugün 61 ilde 200 mağazaya ulaştılar; 2030'da 6 kıtada hizmet veren bir dünya markası olmayı hedefliyorlar.
On yatırım reddi
İlk yatırım denemelerinde yaklaşık 10 ret aldıklarını anlatan Erdoğmuş, ilk reddi 2003'te, önemli bir yatırımcıdan ikinci reddi 1,5 yıl sonra aldı — o yatırımcıyla yıllar sonra bir üniversite seminerinde karşılaştığında, adamın salonun önünde "ebebek'e yatırım yapmayı reddetmek hayatımın pişmanlığıydı" dediğini duydu. 2005'te sektörün önde gelen bir firmasına "ya bu şirketi alın ya da sizinle rekabet edeceğiz" dediklerinde de ciddiye alınmadılar; bugün 11. ve tek yatırım hamlelerinin ardından sektörün önemli bir oyuncusu konumundalar.
"Bebekoloji" felsefesi
ebebek'i yalnızca ürün satan bir perakendeci olarak görmediklerini vurgulayan Erdoğmuş, "bebeğe dokunan herkesi" (anne-baba, hala, amca, dede) "bebeveyn" olarak tanımlıyor. "Anne ilgisi, uzman bilgisi" sloganıyla, kendi bebeklerine almayacakları hiçbir ürünü mağazalarında satmama prensibini benimsemişler.
Start-up nedir?
Erdoğmuş'a göre bir start-up'ı fikir ve girişimden ayıran şey orijinallik ve büyüme beklentisi: bir kahve dükkânı açmak bir girişimdir ama start-up değildir, çünkü daha önce defalarca denenmiştir. Amazon'un 2004'te kurulup bugün dünyanın en büyük 10 firmasından biri olması gibi, start-up piyasada olmayan bir ürün/hizmeti sunmalı ve ciddi büyüme potansiyeli taşımalı.
"İnsan alın teriyle kazandığı parayı yakar mı?"
Türkiye'nin ekonomik ölçeğine göre hızlı büyüyen unicornların yeterli olgunlaşma dönemi yaşamadan ilerlediğini düşünen Erdoğmuş, "hızlı büyü, pazarı darmadağın et" şeklindeki Amerikan kapitalist yaklaşımını eleştiriyor: "Biz şu kadar para yakıyoruz diyorlar. İnsan alın teriyle kazandığı parayı yakar mı? Para başkasının olunca yakması kolay oluyor." Yeni girişimcilere yatırım almaktan uzak durup ortak bulmalarını, maliyet kontrolüne dikkat etmelerini öneriyor.
What's Next?
Pandeminin dünyayı sarsarken yeni girişim fikirleri için de bir fırsat ortamı yarattığını söyleyen Erdoğmuş, değişime en hızlı uyum sağlayan girişimlerin uzun süre ayakta kalabileceğini vurguluyor — röportajın başlığını da özetleyen bu görüş, kariyerinin temel dersi.
