Gündem
Yapay Zeka: Normal Bir Teknoloji Yaşam: Hiçbir Şey Olmayan Dizi Yapay Zeka: Yapay Zekâ Çağında Hikâyeyi Kim Yazıyor?
İş ve İletişim Kültürü Dergisi
Röportaj

İhsan Özçıtak: "Bu Kadar Kısa Vadeci Bir Operasyonun Adı Marketing Olamaz"

Deeper'ın kurucularından İhsan Özçıtak, markaların FOMO'yla savrulan mecra stratejilerini, dijital ölçüm illüzyonunu ve büyüme çılgınlığının Ponzi mantığını anlatıyor.

İhsan Özçıtak: "Bu Kadar Kısa Vadeci Bir Operasyonun Adı Marketing Olamaz"

Tiyatrodan reklamcılığa, oradan veri bilimine uzanan bir kariyerin sahibi, Deeper'ın kurucularından İhsan Özçıtak ile pazarlamanın hızla değişen dünyasını konuştuk.

"Tiyatrocu olmak istiyordu, olamadı, teselli ikramiyesi olarak reklamcı oldu"

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi mezunu Özçıtak, asıl olarak yönetmenlik yapmak istiyordu; aile sorumlulukları devreye girince hikâye reklamcılığa kaydı. Güzel Sanatlar Grubu'nda yıllarca çalıştıktan sonra eşinin işi nedeniyle 4 yıl yurt dışına gitti, bu süreçte davranış bilimi üzerine yoğunlaştı. 2016'da Bilgi Üniversitesi Marka Okulu'nda "Pazarlama İletişimine Evrimci Yaklaşım" adıyla başlattığı ders, sonradan Davranışçı Pazarlama dersine dönüştü — ve bu okumaların bir sonucu olarak Deeper doğdu: bireyi değil, ağları anlamaya odaklanan bir sosyal veri şirketi.

"Daha Facebook'u yeni öğrendik, TikTok da nereden çıktı?"

Markaların FOMO (fear of missing out) baskısıyla her yeni mecraya ayrı ajanslar tuttuğunu, sonra koordine edemeyip konsolide ettiğini, sonra tekrar açıldığını anlatan Özçıtak, bu "açılma-daralma rutini"nin küresel bir olgu olduğunu ve zamanla frekansının artacağını söylüyor. Kurumsal hafızanın olmayışı, hızlı ekip değişimleri ve pandeminin getirdiği reorganizasyonlar bu kaosu besliyor.

Kısa vadeci dijital ekosistem

Dijital pazarlama çok satış odaklı ve kısa vadeci bir dünya kurdu — "ben sana vereceğim parayı 4 influencera dağıtırım, onlar da malımı satar" mantığı, orta vadeli marka stratejilerinin önüne geçti. Özçıtak bunu ünlü bir fıkrayla anlatıyor: sarhoş adam anahtarını barın önünde düşürmüş ama sokak lambasının altında arıyor, "çünkü burada ışık var." Dijital metrikler bize bir "ölçme illüzyonu" yaratıyor — ölçebildiğimiz şeyler üzerinden analiz yapıyoruz, ama bu bizi kısa vadeciliğe itiyor.

TikTok: "Instagram'ın anti'si gibi"

Deeper, TikTok'ta ağırlıklı kampanya yürütmüyor — orası "brutal" bir gerçekliğe sahip, çok C2C bir mecra ve markanın kendini var etme çabası orada hep sakil kalıyor. Önerisi: aksiyon almadan önce mecrayı dinlemek, konuşulanları anlamak ve içgörü çıkarmak; hemen sponsorlu içeriğe dönüştürmemek.

Büyüme illüzyonu ve Ponzi benzetmesi

"Her şeye giren" dev pazar yerlerinin büyümesini bir Ponzi şemasına benzeten Özçıtak, dışarıdan sürekli para ve yeni kullanıcı girişi durduğunda bu modelin çökeceğini söylüyor — bitcoin ve altcoinlerin çöküşünü örnek gösteriyor. 2000'lerin başında Ülker'in kola ve dondurmaya girip Coca-Cola karşısında tutunamadan çekilmesi gibi, "büyüme büyüme büyüme" mantığıyla ilerleyen şirketlerin de sonunda konsolide olup güçlü oldukları alanlara daralacağını öngörüyor: "O zaman pazarlama daha önemli hale gelecek."

Ortak akıl eksikliği

Jon Steel'in "Perfect Pitch" kitabına atıfla, orta vadede başarılı olmuş her markanın arkasında, işe birebir dedike bir tepe yönetici ile aynı frekanstan bir ajansın buluştuğunu vurguluyor: "Bu ikisinin buluştuğu noktada her zaman orta vadede bir başarı görüyorsun. Olmadığı noktada başsız tavuk gibi dolanıyorsun."

Sayı 17 kısım 4 kapağı
Bu yazı Anlık Normal'in 17. sayısında yayımlandı.