Gündem
Yapay Zeka: Normal Bir Teknoloji Yaşam: Hiçbir Şey Olmayan Dizi Yapay Zeka: Yapay Zekâ Çağında Hikâyeyi Kim Yazıyor?
İş ve İletişim Kültürü Dergisi
Röportaj

Semih Boyacı: "Büyük Yatırımcının İlk Sorusu Artık Etkini Nasıl Ölçüyorsun?"

Impact Hub İstanbul kurucularından Semih Boyacı, sosyal girişimcilik ile etki odaklı girişimcilik arasındaki farkı, Türkiye'nin dünyaya göre konumunu ve döngüsel ekonominin önümüzdeki dönemde açacağı fırsatları anlatıyor.

Semih Boyacı: "Büyük Yatırımcının İlk Sorusu Artık Etkini Nasıl Ölçüyorsun?"

Impact Hub İstanbul kurucularından Semih Boyacı ile etki odaklı girişimciliği, sosyal girişimciliği ve Türkiye'nin start-up ekosistemindeki yerini konuştuk.

Londra'dan İstanbul'a bir konsept

Matematik ve Bilgisayar Bilimi mezunu Boyacı, London School of Economics'te yüksek lisans yaptığı dönemde Londra'daki Impact Hub'ları keşfetti — etki odaklı bireylerin ve kurumların bir araya gelip birlikte proje ürettiği topluluk yapısı ilgisini çekti. Türkiye ayağının olmadığını görünce, İstanbul'a Impact Hub'ı getirmeye karar verdi. Başvuru süreci bir yıl sürdü; 50-60 farklı kritere göre değerlendirilen ekip, tutkusu, network'ü ve kurucu ortakların bu işe kendilerini ne kadar adayacağı üzerinden seçildi.

Sosyal girişim mi, etki odaklı girişim mi?

Sosyal girişim, bir sosyal veya çevresel sorunu net tanımlayıp çözmeye yönelik sistematik bir yaklaşım sunan oluşum; kâr ederse bu kârı doğrudan etkiyi büyütmek için kullanır. Etki odaklı girişim ise daha geniş bir kategori — sosyal veya çevresel etkisi olan ama kârını doğrudan etkiye yatırmayan girişimleri de kapsar. Türkiye'de bu ayrımı netleştiren bir mevzuat olmadığı için sınırlar bulanık kalıyor.

Türkiye dünyaya göre nerede?

Fazla Gıda ve Nimogo gibi başarı hikâyeleri son yıllarda ortaya çıktı. Dünya ortalamasına yakın, hatta belki biraz üstünde olduklarını söyleyen Boyacı, ama Hollanda ve İngiltere'yle kıyaslandığında hâlâ epey geride olunduğunu vurguluyor — oralarda yerel yönetimler bile sorunları doğrudan çözmek yerine sosyal girişimcileri teşvik ediyor. Sosyal girişimlere yönelik yatırım araçları hâlâ eksik, ama start-up ekosisteminin genişlemesi bu alanı da besliyor; Fazla Gıda'nın konvansiyonel yatırım alabilmesi buna örnek.

Start-up'ı fikirden ayıran nedir?

Boyacı'ya göre bir start-up'ı tanımlayan iki kriter var: ihtiyaçtan ziyade fırsata bağlı gelişmesi ve bir yenilik içermesi — ister ürün, ister süreç inovasyonu olsun. Başarıyı belirleyen faktörler arasında pazarın dinamiği, ekibin gücü ve dirayeti, finansman yapısı ve nakit yönetimi öne çıkıyor: "Bir şeyin start-up olması, ayakta kalacağı anlamına gelmiyor. İşin doğasında risk var."

Beyin göçü ve deneyim eksikliği

Ülkedeki beyin göçünü en kötü faktörlerden biri olarak gören Boyacı, sektör deneyimi olan insanların girişimcilik dünyasına girmesinin öğrenim eğrisini büyük ölçüde hızlandıracağını söylüyor — Fazla Gıda'nın kurucusunun uzun yıllar atık konusu üzerine çalışmış olması gibi. Ekonomik anlamda risk almayı destekleyici bir ortamın eksikliğini de vurguluyor, ama dijitalleşmenin açtığı potansiyele değiniyor.

Önümüzdeki dönem: döngüsel ekonomi ve etki ölçümü

Kurumların değer zincirini dönüştürme baskısı (AB Yeşil Mutabakat gibi mevzuatlar), döngüsel ekonomi odaklı girişimlere büyük alan açıyor — hammadde üretiminden çay atığından biyoplastik üretimine kadar. "Atığın ekonomik değerini artık herkes kabullenmeye başladı" diyen Boyacı, ölçülebilir fayda gösterebilen girişimlerin finansman bulmasının kolaylaşacağını öngörüyor: "Büyük yatırımcının ilk sorduğu soru artık 'etkini nasıl ölçüyorsun?' Önümüzdeki dönemin en önemli gündemlerinden biri bu olacak."

Sayı 18 kısım 4 kapağı
Bu yazı Anlık Normal'in 18. sayısında yayımlandı.